
Sağlık birimleri tarafından yapılan bir saha çalışmasında, her dört evden birinde reçetesiz şekilde saklanan antibiyotiklere rastlandı. Bu antibiyotikler genellikle önceki hastalıklardan arta kalan ilaçlar olarak dikkat çekti. Ancak bu durum, yanlış tedaviye neden olabileceği gibi, enfeksiyonun iyileşmemesi veya hastalığın daha ciddi boyutlara ulaşmasıyla sonuçlanabiliyor.
Uzmanlar, antibiyotik kullanımında en büyük sorunlardan birinin bilinçsiz tercih olduğunu belirtiyor. Belirtilen doz ve süre tamamlanmadan yarıda bırakılan tedavi, bakterilerin tam anlamıyla yok edilmesini engelliyor. Özellikle yarım kalan tedavi süreçleri, bakterilerin daha dirençli hale gelmesine, dolayısıyla antibiyotik direncinin gelişmesine neden oluyor. Bu durum sadece bireyin değil, toplum genelinde ciddi sağlık tehdidi oluşturuyor.
Araştırmada belirtilen bir diğer çarpıcı nokta ise toplumda oluşan yaygın yanlış inanışlar. Halsizlik, boğaz ağrısı veya hafif grip belirtileri başlar başlamaz gereksiz yere antibiyotiğe yönelmek, vücutta doğal florayı olumsuz etkiliyor ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabiliyor. Uzmanlar bu tür durumlarda ilaç almak yerine öncelikle bir doktora danışılması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Türkiye genelinde yapılan istatistikler, antibiyotik kullanımına bağlı yan etkilerin ülke sağlığına olan yükünü gözler önüne seriyor. Antibiyotiğe dirençli bakteri enfeksiyonlarının artışı, hastaneye yatış sürelerini ve sağlık harcamalarını ciddi şekilde artırıyor. Dünya Sağlık Örgütü de (DSÖ) bu konuda global bir kriz ilan etmiş durumda. DSÖ'ye göre antibiyotik direnci kontrol altına alınmazsa, 2050 yılına kadar bu dirençten dolayı milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesi öngörülüyor.
Sağlık otoriteleri ve uzmanlar, evlerde bulunan fazla antibiyotiklerin güvenli şekilde imha edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bunun yanı sıra, vatandaşların bu konuda daha bilinçli hale getirilmesi için farkındalık kampanyalarının artırılması planlanıyor.
(Dilvin Altıkardeş)