
Tarım ekonomistleri ve ihracatçı birliklerinden alınan bilgilere göre, söz konusu gelir artışında birkaç faktör etkili oldu. Öncelikle, 2026’nın başında fındık fiyatlarında görülen talep odaklı yükseliş dikkat çekiyor. Özellikle Avrupa ve Asya pazarlarındaki artan tüketici talebi, Türk fındığının kalite algısındaki olumlu seyrin sürmesine katkıda bulundu. Ayrıca, tarımdaki sürdürülebilirlik çalışmalarının olumlu etkileri ve iklim koşullarının bu yılki hasadı desteklemesiyle birlikte kalite standardının yukarı çekilmesi de ihracatta büyük rol oynadı.
Son üç aylık verilere göre en büyük alıcılardan biri yine Avrupa ülkeleri oldu. Almanya, İtalya ve Fransa başta olmak üzere birçok ülke Türk fındığını ana hammadde kaynaklarından biri olarak tercih etti. Bunun yanında Uzak Doğu pazarlarına yapılan satışlarda da ciddi bir yükselme kaydedildi. Çin ve Güney Kore gibi ülkeler, son yıllarda fındığa yönelik artan ilgilerini bu yıl kapsamlı anlaşmalarla ticarete yansıtmayı başardılar.
Ekonomistler, uluslararası ticaretteki kur dalgalanmalarına ve küresel piyasalardaki rekabete rağmen yakalanan başarının stratejik bir planlama sonucu olduğunun altını çiziyor. Türk fındık sektörünün özellikle markalaşmaya ve katma değeri yüksek ürünlere yönelme çabalarının önümüzdeki yıllarda da istikrarlı büyümeye zemin hazırlayacağı öngörülüyor.
Öte yandan uzmanlar, bu yükselişe rağmen dikkat edilmesi gereken bazı noktaları da gündeme getiriyor. Artan ihracat başarısına paralel olarak üretimin planlanması gerekliliği vurgulanırken, rekolte fazlasının oluşmaması adına tarımsal desteklemelerin dengeli bir şekilde yapılması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, artan talep doğrultusunda iç piyasada fiyat istikrarının sağlanması ve çiftçilerin hak ettikleri gelir seviyesine ulaşmaları için daha fazla düzenlemeye ihtiyaç olduğuna da dikkat çekiliyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)