
Bilim insanlarının yaptığı detaylı incelemelerde, şişelenmiş sulardan musluk sularına kadar pek çok kaynağın mikroplastik parçacıkları içerdiği tespit edildi. Benzer şekilde deniz ürünleri, sebze ve meyveler gibi günlük hayatımızda sıkça tükettiğimiz gıdaların da plastik maruziyetine açık olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu durumun doğrudan ve dolaylı olarak insan sağlığı üzerinde ciddi sonuçlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Mikroplastiklerin besin zincirine nasıl dahil olduğunu anlayabilmek için çevresel koşulları daha yakından incelemek gerekiyor. Plastik atıkların yeterince doğru bir şekilde bertaraf edilmediği bölgelerde, bu maddeler zamanla ufalanarak daha küçük parçalara ayrılıyor. Rüzgarlar, yağmur suları ve diğer doğal unsurlar aracılığıyla bu mikroplastikler çevreye yayılıyor ve su kaynaklarına ya da tarım alanlarına karışıyor.
Özellikle su kaynaklarının korunması adına alınması gereken önlemler kritik önem taşıyor. Gerek bireylerin geri dönüşümü temel alışkanlık haline getirmesi gerekse hükümetlerin plastik kullanımını en aza indirecek politikalar uygulaması, bu sorunun çözümünde oldukça etkili olabilir. Zaten halihazırda birçok ülkede tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması üzerine kanun tasarıları hazırlanmakta ve uygulanmaktadır.
Bununla birlikte, bireyler de kendi yaşamlarında kolaylıkla uygulayabilecekleri basit adımlarla bu mücadeleye katkı sağlayabilir. Örneğin, plastik yerine cam veya çelik şişe gibi alternatiflere yönelmek, naylon poşet kullanımı yerine bez çantalara geçmek, gereksiz ambalajlardan uzak durmak alınabilecek bireysel önlemler arasında sayılabilir.
(Dilvin Altıkardeş)