
Yapılan araştırmalara göre, dünyada her yıl milyonlarca ton tekstil atığı oluşuyor ve bu atıkların büyük çoğunluğu geri dönüştürülemeyen çöplüklere gidiyor. Türkiye gibi tekstil üretiminde öncü ülkelerde ise iç tüketim ve ihracat kadar atık miktarları da büyük bir sorun teşkil ediyor. İkinci el kıyafet ithalatının serbest bırakılması kararı, sürdürülebilirlik açısından umut verici bir adım gibi görünse de; sektör uzmanları ve çevreciler bu konuda ikiye ayrılmış durumda.
Araştırmalar, ikinci el giysi ithalatının sadece çevresel etkilerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda yerli tekstil sektörüne de doğrudan etkileri olduğunu vurguluyor. İthal edilen düşük maliyetli ikinci el ürünlerin, özellikle küçük ölçekli yerli üreticilerin rekabet gücünü düşürebileceği ifade ediliyor. Bir diğer endişe ise halk sağlığıyla ilgili. Yurtdışından gelen kullanılmış giysilerin hijyen standartlarına uygun olup olmadığı sık sık tartışma konusu oluyor.
Öte yandan, tüketiciler tarafından daha bütçe dostu ve çevreci bir alternatif olarak görülen ikinci el kıyafetler, son yıllarda dünyada yükselen "sürdürülebilir moda" akımının da bir parçası haline gelmiş durumda. Birçok kişi artık hem ekonomik hem de çevresel nedenlerden dolayı ikinci el kıyafetlere yöneliyor. Türkiye’de de gelişmekte olan bu eğilim, ithalat kararının alınmasında etkili bir faktör olmuş olabilir.
Ancak uzmanlar uyarıyor: Bu süreç iyi yönetilmediği takdirde, ithal edilen giysilerin kontrolsüz bir şekilde ülkeye girmesi ve çevre sorunlarını azaltmak yerine daha büyük bir kriz yaratması mümkün. Özellikle ayrıştırma, dezenfeksiyon ve geri dönüştürme süreçlerinin düzenli bir şekilde yapılması gerektiğini belirten ekonomistler, doğru politikalar oluşturulmadığı takdirde bu kararın uzun vadeli olumsuz etkilere yol açabileceğini söylüyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)