İklim kaygısı genç kuşağın ruh sağlığını tehdit ediyor

Son yıllarda küresel ölçekte artan iklim sorunları, dünya genelinde birçok insanın gündemini belirlerken özellikle genç kuşak üzerinde ciddi psikolojik etkiler yaratıyor. Bilim insanları ve ruh sağlığı uzmanları, çevresel kaygının giderek büyüyen bir tehdit haline geldiğini vurguluyor. Yapılan son araştırmalar, genç insanların iklim değişikliği konusundaki umutsuzluklarını ve bu durumun onların hayatlarından aldıkları tatmini nasıl azalttığını gözler önüne seriyor.

Haber Giriş Tarihi: 22.05.2026 16:09
Haber Güncellenme Tarihi: 22.05.2026 16:09

2022 yılında 25 ülkeden 16-25 yaş aralığında 10 bin gençle yapılan bir araştırma, yeni neslin iklim değişikliği nedeniyle kendilerini daha fazla baskı altında hissettiğini gösteriyor. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 60’ından fazlası gelecekle ilgili derin bir kaygı duyduğunu ifade ederken, yüzde 45’i ise iklim değişikliğinin yaşadıkları ülkelerde hükümet düzeyinde yeterince ele alınmadığını düşünüyor.

Bu kaygı durumu, yalnızca moral bozukluğu ya da endişe ile sınırlı kalmıyor. Aynı araştırma bulguları, iklim kaygısının birçok genci işlevsel düzeyde etkilediğini ve hatta bazı durumlarda depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi ciddi ruh sağlığı sorunlarına yol açabileceğini ortaya koydu. Gençler arasında “iklim tükenmişliği” olarak tanımlanan bu hissiyat, bireylerin çevresel sorunlar karşısında kendilerini çaresiz hissetmesine ve mücadele etmek yerine pes etmesine neden oluyor.

Küresel sorunlarla her gün karşı karşıya kalan gençlerin bu kaygısının bir başka temel tetikleyicisi ise sosyal medya. Akıllı telefonlar ve dijital platformlar sayesinde bireyler her geçen gün daha fazla bilgiye maruz kalıyor. Ancak bu bilgi akışı çoğu zaman yaşanılan problemlerin çözümüne dair yol göstermekten çok, felaket senaryolarına odaklanıyor. Birçok genç, sosyal medyanın bilinçlenme sağlasa da aynı zamanda kaygı düzeylerini artırdığını belirtiyor.

Bu noktada uzmanlar, sosyal medyanın yalnızca negatif değil, pozitif etkiler yaratabilmesinin önemini vurguluyor. Dijital mecralarda sorunun yanında çözümlere ve çevre aktivizmine odaklanan içeriklerin artırılması gerektiği savunuluyor. Bu sayede gençler, daha umut verici bir bakış açısına sahip olabilir ve harekete geçmek için motive edilebilir.

Uzmanlara göre iklim kaygısını tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da bununla baş etmenin yolları geliştirilebilir. Özellikle kendini desteklenmiş ve kapsanmış hisseden bireyler, çevresel kaygılarla daha etkili şekilde başa çıkabiliyor. Psikoterapi, gençlerin duygu durumlarını düzenlemelerine yardımcı olmanın yanı sıra, kaygıyı yönetmeyi öğretmek için de etkili bir araç olabilir.

Bu noktada ebeveynler, eğitimciler ve politikacılara büyük bir sorumluluk düşüyor. Gençlere çevresel bilinci aşılamanın yanı sıra onlara bu sorunlarla baş edebilme yetileri kazandırmak da önem kazanıyor. Özellikle okullardaki çevre eğitimlerinin ruh sağlığı temelli bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması gerektiği uzmanların sıklıkla altını çizdiği bir konu.

(Ayşe Candan)