İklim krizi yaş ve kuru meyve ihracatını vuruyor

İklim krizi her geçen gün etkisini artırarak pek çok sektörü derinden etkiliyor. Bu etki, yalnızca tarım ve doğal yaşam üzerinde değil, aynı zamanda ihracat alanında da kendini hissettiriyor. Özellikle yaş ve kuru meyve sektöründe faaliyet gösteren üreticiler ve ihracatçılar, iklim değişikliğinin doğrudan sonuçlarıyla karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, değişen hava koşulları, düzensiz yağışlar ve artan sıcaklıkların tarımsal üretim süreçlerini tehdit ettiğini belirtiyor.

Haber Giriş Tarihi: 03.02.2026 16:25
Haber Güncellenme Tarihi: 03.02.2026 16:25

Son yıllarda yapılan araştırmalar, artan sıcaklıkların meyve verimini ve üretim kalitesini ciddi ölçüde düşürdüğüne işaret ediyor. Türkiye’de incir, kayısı ve üzüm gibi kuru meyve ihracatında önemli paya sahip ürünlerde rekolte kaybı yaşanırken, yaş meyve üretiminde de benzer sorunlar gündemde. Örneğin, Ege Bölgesi’nde gerçekleştirilen bir çalışmada, kuraklık ve dolu gibi iklimsel etkenlerin zeytin ve üzüm verimini ciddi boyutlarda azalttığı tespit edildi. Benzer şekilde, Karadeniz Bölgesi’nde fındık üretiminde meydana gelen verim kayıplarının da artan yağış düzensizlikleriyle ilişkili olduğu belirtildi.

Bu olumsuz etkiler yalnızca üretimi değil, dış ticareti de doğrudan etkiliyor. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracatta kalite standartlarının zorlanması, Türkiye’yi rekabet gücü bakımından dezavantajlı bir duruma sokuyor. Ayrıca, iklim krizinin küresel çapta da etkilerini artırmasıyla birlikte pazar çeşitlendirmesi ve uyum stratejilerine olan ihtiyaç her geçen gün büyüyor.

İhracatçılar, bu krizle başa çıkabilmek adına sürdürülebilir tarım uygulamalarını benimsemeye yönelik çalışmalara hız verdi. Daha az su tüketen ekin türlerine yönelim, iklim dostu teknolojilerin üretime entegrasyonu ve organik tarımın yaygınlaştırılması gibi çözümler gündemde. Ancak uzmanlar, bu önlemlerin etkili olabilmesi için uzun vadeli planlamaların yanı sıra kamu desteği ve doğru politikaların gerekliliğine dikkat çekiyor.

(Sema Yüksel Güngörmez)