
Uzmanlar, pandemiden sonra hız kazanan göç dalgalarının bu sorunun temel nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekiyor. Birçok kalifiye işçi, daha iyi çalışma koşulları ve ücret imkanları nedeniyle yurtdışına yöneliyor. Öte yandan, inşaat alanındaki eğitim ve sertifika programlarının yetersizliği de sektörün karşılaştığı bir başka büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’deki mesleki teknik eğitim kurumlarının sayısının artırılması gerektiğini belirten sektörel temsilciler, uygulamalı eğitime daha fazla ağırlık verilmesinin şart olduğu görüşünde.
Yapılan güncel araştırmalar ise bu soruna ilişkin çarpıcı veriler sunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) istihdam raporlarına göre, inşaat sektöründe çalışan kalifiye işçilerin oranı son beş yılda %22 oranında azalmış durumda. Ayrıca Gençlik İstihdam Araştırması, Z kuşağının özellikle inşaat gibi yoğun fiziksel emek gerektiren mesleklere ilgi göstermediğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, bunun nedenleri arasında mesleğin hem geri dönüş süresinin uzun olması hem de fiziksel riskler taşımasının etkili olduğunu belirtiyor.
Öte yandan dijitalleşmenin inşaat sektörüne etkisi de tartışılmaya devam ediyor. Akıllı binalar ve sürdürülebilir projelerin artışıyla birlikte artık CAD (Bilgisayar Destekli Tasarım) programlarını kullanabilen, BIM (Bina Bilgi Modellemesi) gibi yeni nesil teknolojilere hakim çalışanlar aranıyor. Ancak bu alanda yetişmiş eleman bulmanın zorluğu, birçok firmanın projelerindeki ilerleyişi yavaşlatıyor.
Uzmanlar, çözüm önerileri olarak kamu ve özel sektör iş birliğinde hayata geçirilecek eğitim programlarını öneriyor. Çeşitli destek projeleriyle meslek liselerindeki öğrencilerin erken yaşta sektörle tanıştırılması, staj imkanlarının artırılması ve özellikle sektöre yönelik teşviklerin daha geniş kitlelere duyurulması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki adımların hızlandırılması da gençlerin sektöre ilgisini artırabilir.
(Ayşe Yıldırım)