
Kaliforniya Üniversitesi tarafından yapılan kapsamlı bir çalışmaya göre, evcil hayvanlarla aktif bir ilişki içinde olan bireylerin stres seviyelerinde belirgin bir azalma gözleniyor. Bu durum yalnızca hayvanların sahiplerine sunduğu koşulsuz sevgi ve bağlılıkla açıklanmıyor; aynı zamanda hayvanlarla geçirilen zamanın insanların beyindeki mutluluk hormonu olan oksitosin salgısını artırması da bu sürecin önemli bir parçası. Uzmanlar, bu fizyolojik değişimin bireylerin yaşadığı kaygı ve korku duygularını azaltarak daha olumlu düşünebilen bireyler olmalarına katkı sağladığını belirtiyor.
Sadece bireysel düzeyde değil, toplumsal etkiler açısından da insan-hayvan bağının dikkat çekici sonuçları mevcut. Avrupa’da yapılan geniş çaplı bir araştırma, hayvan sahiplerinin daha yüksek oranda çevre bilincine sahip olduğunu ve sokak hayvanlarına yönelik yardım projelerinde aktif rol oynadığını ortaya koydu. Sosyal bilimciler, bunun insanlarda gelişen sorumluluk bilincinin ve empati yetisinin bir yansıması olduğunun altını çiziyor. Evcil hayvanlarla birlikte yaşayan kişilerin, empati kavramını toplumun geneline daha kolay taşıdığı belirtiliyor; bu da şehirlerde artan hayvan hakları projelerini ve insanca yaşam standartlarını destekleyen programların artışını açıklıyor.
Aynı zamanda çocuk gelişimi üzerinde de insan-hayvan bağının uzun vadeli katkıları olduğu biliniyor. Washington Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırmada, evinde bir evcil hayvan bulunan çocukların sorumluluk duygusunu daha erken yaşta kazandıkları, empati geliştirme yeteneklerinin arttığı ve duygusal zekalarının yaşıtlarına göre daha güçlü olduğu gözlemlendi. Bu durumun ilerleyen yıllarda bireylerin daha sağlıklı sosyal ilişkiler kurmasına yardımcı olduğu bilinen bir gerçek. Hayvanlarla erken yaşta kurulan bağın bireyin sadece insana karşı değil, doğaya ve çevreye karşı genel olarak bir duyarlılık geliştirmesinde büyük rol oynadığı düşünülüyor.
Elbette bu bağ sadece evcil hayvanlarla sınırlı değil. Doğal yaşamı koruma çalışmalarında yer almak, barınaklardaki hayvanlara yardım etmek ya da yerel çevrelerdeki hayvan popülasyonlarına karşı duyarlı davranmak da insanların doğayla yeniden uyumlu hale gelmesinin yollarından biri olarak değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar, bu sürecin ancak eğitimle desteklenmesi halinde güçlü bir etkisi olabileceğini vurguluyor. Eğitim kurumlarının hayvan sevgisini daha fazla teşvik eden programlar geliştirmesi ve bireylerde bu hassasiyetin erken yaşlardan itibaren yerleşmesini sağlaması gerektiği ifade ediliyor.
(Ayşe Candan)