
Araştırmalara göre, Türkiye’de internet kullanıcılarının yüzde 70’i hastalık belirtilerini aratarak kendi kendine tanı koymaya çalışıyor. İngiltere merkezli bir araştırma ise internetten alınan sağlık bilgilerinin yüzde 30’unun eksik ya da yanlış olduğunu ortaya koyuyor. Bu da özellikle doğru tedaviye ulaşmada önemli bir engel yaratıyor ve bazen geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor. Yanlış bilgiler, gereksiz ilaç kullanımını tetiklerken bu durum bağışıklık direncinin düşmesine ve ilaçlara karşı direnç gelişimine neden olabiliyor.
Sağlık alanında uzman isimler, internet üzerinden araştırma yaparken kaynak değerlendirme kriterlerinin bilinmesi gerektiğini vurguluyor. Eczacılar, bireylerin bir sağlık sorunuyla karşılaştıklarında ilk olarak Sağlık Bakanlığı’na ait onaylı web siteleri veya bilgi paylaşan uzmanların tercihen denetimli platformlarındaki içeriklere yönelmelerinin hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Özellikle Covid-19 pandemisi döneminde sıkça karşılaşılan "evde tedavi yöntemleri" başlıklı içerikler, meseleyi daha da karmaşık hale getirdi. Birçok sosyal medya platformunda viral olan ev yapımı karışımlar ve öneriler, bilimsel dayanaklardan yoksun olduğu için yan etkileri kaçınılmaz hale getiriyor.
Sağlık otoriteleri vatandaşları bilinçlendirmek adına "dijital sağlık okuryazarlığı" kavramını öne çıkarıyor. Bu çerçevede çevrimiçi platformlarda verilen bilgilerin güvenilirliğini sorgulayabilmek ve doğruyu yanlıştan ayırabilmek için eğitimler düzenlenmesi gerektiği savunuluyor. Ayrıca aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi sayesinde insanların internet üzerinden bilgi aramak yerine önce yerel sağlık hizmetlerine başvurmasının sağlanabileceği belirtiliyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)