
Denetimler kapsamında yoğunlukla, belediye ekipleri ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın iş birliğiyle çalışmalar yürütülüyor. Bu çerçevede, ruhsatsız inşa edilen yapılar tespit edilir edilmez hukuki süreçler devreye sokuluyor ve gerekli cezai işlemler uygulanıyor. Fakat sürecin bu kadar katı bir şekilde yürütülmesi bile birçok bölgede kaçak yapılaşmanın önüne geçilmesini tam anlamıyla sağlayamıyor.
Edinilen bilgilere göre problem en çok hızlı büyüyen yerleşim alanlarında karşımıza çıkıyor. Nüfus artışı, düşük maliyet ve bürokratik süreçlerden kaçma isteği bunda etkili görünüyor. Araştırma sonuçları, kaçak yapıların sıklıkla yasa dışı arsa satışları veya zayıf denetim politikaları nedeniyle meydana geldiğini gösteriyor. Pek çok uzman, bu sorunun çözümünün yalnızca denetimle mümkün olmayacağı görüşünde birleşiyor.
Bu konuda şeffaf imar politikalarının benimsenmesi ve denetim süreçlerinin vatandaşı bilinçlendirme çalışmalarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Eğitim seviyesinin artırılması ve vatandaşların hakları ile yükümlülükleri konusunda bilgilendirilmesi, kaçak yapılaşmayı önlemede etkili bir adım olabilir. Bununla birlikte yerel yönetimlerin planlama süreçlerinde daha proaktif bir yaklaşım sergilemesi gerektiği belirtiliyor.
Saha araştırmaları ayrıca, kaçak yapıların genellikle doğal afet risklerini artırdığına dikkat çekiyor. Özellikle deprem riski yüksek bölgelerde, ruhsatsız yapılar hem yapı güvenliğini tehlikeye atmakta hem de çevresel düzeni bozmaktadır. Bu durum, yeni afet senaryolarını da beraberinde getirebilir. Uzmanlar, sağlam altyapıya sahip olmayan bu tür yerleşimlerin ciddi can ve mal kayıplarına yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Kaçak yapı probleminin çözümü için vatandaş-devlet iş birliğinin önemine dikkat çeken yetkililer, sadece cezai yaptırımların değil, aynı zamanda teşvik edici mekanizmaların da hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Uygun fiyatlı sosyal konutların yaygınlaştırılması ya da alternatif yaşam alanlarının sunulması ile bu sorunun orta ve uzun vadede çözülebileceği düşünülüyor.
(Özkan Güngörmez)