
Özellikle son dönemde düzenlenen eğitim programları, teşvik paketleri ve aile dostu iş modelleri, kadınların iş hayatına entegrasyonunu kolaylaştırıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı verilere göre, kadınların istihdam oranı 2021 yılında yüzde 32 seviyesinde bulunurken, 2023 itibarıyla bu oranın yüzde 36’ya yükseldiği görülüyor. Bu artışın arkasındaki temel etkenlerin başında, çalışma koşullarındaki esneklik ve kadın girişimci destek programları geliyor.
Bir diğer dikkat çeken nokta ise, uzaktan çalışma modelleri gibi yenilikçi çözümlerin kadınlar için yeni fırsatlar yaratmış olması. Pandemiyle birlikte hız kazanan dijitalleşme süreci, kadınların evden çalışarak kariyer yapmalarını kolaylaştırdı. Bu durum özellikle çocuk sahibi kadınlar arasında istihdam oranlarını artırıcı bir etkide bulundu.
Uzmanlar, artan kadın istihdamının sürdürülebilir olması için yalnızca ekonomik teşviklerin değil; aynı zamanda toplumun zihniyet dönüşümüne yönelik çabaların da artırılması gerektiğini savunuyor. Çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, eşit işe eşit ücret politikalarının uygulanması ve eğitim alanındaki fırsat eşitliğinin sağlanması gibi konular ise öncelikli adımlar arasında yer alıyor.
Kadınların iş gücüne katılımının artmasıyla birlikte gelen ekonomik canlanmanın yanı sıra, toplumsal yapı üzerinde de olumlu etkiler hissediliyor. Kadınların iş hayatında daha fazla görünür hale gelmesiyle birlikte toplumsal refah seviyesinde de bir yükseliş gözlemleniyor. Bu durum, yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri de şekillendirecek bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Kadın istihdamını artırmaya yönelik bu çabaların önümüzdeki yıllarda hangi sonuçları doğuracağı merak konusu olsa da, mevcut veriler umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Her bireyin eşit fırsatlara sahip olduğu bir toplum inşa etme yolunda atılan adımlar, yalnızca kadınlar için değil, genel anlamda toplumsal kalkınma için büyük önem taşımaya devam ediyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)