
Son dönemlerde, dünyanın önde gelen tıp dergilerinde yayımlanan çeşitli bulgular, özellikle hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapilerin kalpte toksisiteye yol açma potansiyeline dikkat çekiyor. Birçok hasta, bu yeni nesil ilaçlarla kanseri yenmeyi başarsa da, uzun vadede kardiyak sorunlar yaşama riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Amerika merkezli bir bilim insanı ekibinin gerçekleştirdiği kapsamlı çalışmada, özellikle antrasiklin grubu ilaçların ve belirli tirozin kinaz inhibitörlerinin miyokard dokusunda hasara neden olduğu belirlendi. Çalışmaya göre bu ilaçlar, kalp kaslarının zayıflaması, ritim bozuklukları ve hatta kalp yetmezliği gibi ciddi durumlara yol açabiliyor. Araştırmacılar, kemoterapi sırasında kalpte oluşan bu etkilere “kardiyotoksisite” adını verdiklerini belirterek bu durumun ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Peki, hastalar ne yapmalı? Uzmanlar, kanser tedavisi gören kişilere düzenli kardiyolojik kontrolleri aksatmamalarını öneriyor. Bunun dışında dengeli beslenme, hafif egzersiz programları ve sigarayı bırakma gibi yaşam tarzı değişiklikleri de kalp sağlığını koruyabilmek adına büyük önem taşıyor. Ayrıca doktor kontrolünde kullanılan koruyucu ilaçların da faydalı olabileceği belirtiliyor.
Kanser tedavisi süreci başlı başına zorlu bir mücadele olduğu kadar yan etkileriyle de başa çıkmayı gerektiren bir süreç. Ancak doğru bir izleme ve multidisipliner bir yaklaşımla bu sürecin hem fiziksel hem de duygusal yükleri hafifletilebilir. Kalp sağlığına yönelik gerekli özeni göstererek hayat kurtaran bu tedavilerin istenmeyen etkilerini en aza indirmek mümkün olabilir.
(Dilvin Altıkardeş)