
Yapılan araştırmalar, küresel ölçekte kömüre dayalı enerji üretiminin son on yılda istikrarlı bir şekilde düştüğünü ortaya koyuyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2023 verilerine göre, dünya genelinde kömürden elektrik üretimi yüzde 7 oranında azaldı. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyetlerinin düşmesi ve bu teknolojilere yapılan yatırımların hızlanması, kömür kullanımını gerileten en önemli faktörler arasında yer alıyor.
Araştırmalar, Avrupa ve Kuzey Amerika gibi gelişmiş ülkelerde bu azalışın daha belirgin ve sürekli olduğunu gösteriyor. Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık gibi ülkeler, enerji sektöründeki karbon emisyonlarını ciddi oranda azaltmayı hedefleyen planlar geliştirirken, kömür santrallerini kapatma yolunda adımlar atıyorlar. Benzer şekilde, ABD’de doğal gaz ve güneş enerjisi gibi daha düşük maliyetli enerji kaynaklarının yükselişi, kömürden enerji üretimini gözle görülür biçimde düşürdü.
Gelişmekte olan ekonomiler de bu dönüşümden etkileniyor ancak süreç biraz daha karmaşık işliyor. Çin ve Hindistan gibi ülkeler, enerji talebini karşılamak için hâlâ büyük ölçüde kömüre bağımlı olsa da yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmış durumdalar. Uzmanlar, bu iki ülkenin de önümüzdeki on yıllar içinde kömürün enerji sepetindeki payını azaltacağını öngörüyor.
Özel bir çalışmanın sonuçları, kömür tüketimindeki azalmanın yalnızca çevreye değil, aynı zamanda halk sağlığına ve ekonomiye de önemli katkılar sağladığını gösteriyor. Kömürle çalışan santrallerden kaynaklı hava kirliliği, halk sağlığı sorunlarına yol açarken, bu santrallerin kapanmasıyla sağlık giderlerinde belirgin düşüşler kaydedilmiş durumda. Ayrıca, yenilenebilir enerji teknolojilerinin sunduğu fırsatlar sayesinde yeşil enerji sektörü büyüyor ve istihdam olanakları artıyor.
Ancak uzmanlar, kömürden uzaklaşma sürecinde karşılaşılan zorluklara da dikkat çekiyor. Bazı ülkelerde kömür endüstrisine bağımlı olan bölgelerde ekonomik sorunlar yaşanabiliyor ve yerel iş gücüne alternatif istihdam imkanları sunmanın önemi vurgulanıyor. Bu nedenle geçiş sürecini başarılı kılmak için kapsamlı sosyal ve ekonomik politikalar geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Enerji sektöründeki bu dönüşüm süreci, küresel ısınma ile mücadelede kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Daha temiz ve sürdürülebilir bir geleceğe adım atılırken, kömürden gelen enerjinin azalması kadar alternatif yenilikçi çözümleri teşvik etmek de büyük önem taşıyor. Bu bağlamda hükümetler, özel sektör ve bireyler arasındaki iş birliği enerjinin geleceğini şekillendirecek kilit bir unsur haline geliyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)