
Uzmanlar, online ortamda geçirilen uzun sürelerin, bireylerin sosyal ilişkilerden uzaklaşmasına, fiziksel aktivitelerinin azalmasına ve uyku düzenlerinin bozulmasına neden olduğunu vurguluyor. Kişisel ilişkilerin azalması ve sosyal izolasyon, özellikle genç bireylerde kaygı seviyelerini artırırken, sürekli olarak sosyal medya üzerinden gelen mükemmellik baskısıyla depresyon seviyelerinin de yükselebileceği ifade ediliyor.
Bir üniversitenin Psikoloji Bölümü tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmada, 18 ila 35 yaş arasındaki 2.000 katılımcının ekran süreleri ile ruh hali takibi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, günde 5 saatten fazla ekran başında vakit geçirenlerin yüzde 60’ında anksiyete belirtileri görülürken, yüzde 45’inde klinik düzeyde depresyon semptomları tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca bu kişilerin sosyal etkinliklere katılım oranlarının önemli ölçüde düştüğü, uzun süreli ekran kullanımı ile uyku kalitesinin olumsuz etkilendiği belirlenmiştir.
Psikiyatristlerin yorumları da bu bulguları destekler nitelikte. Bir uzman, sosyal medyada geçirilen sürenin kontrolsüz bir şekilde uzamasının bireylerde karşılaştırma algısını artırarak yetersizlik duygusu oluşturduğunu söylüyor. Bu durum, bireylerin özsaygı seviyelerinin düşmesine ve giderek daha fazla içe kapanmalarına neden oluyor. Ayrıca, oyun bağımlılığı gibi dijital dünyada var olan başka ekran bazlı aktivitelerin de benzer şekilde zarar verebileceği belirtiliyor.
Bu noktada uzmanlar, ekran kullanımını kontrol altına almanın zihinsel sağlık için son derece önemli olduğunun altını çiziyor. Her bireyin günlük teknoloji tüketimini belirli bir sınırda tutması gerektiği, özellikle uyumadan önce ekranlardan uzak durmanın daha kaliteli bir uyku için elzem olduğu ifade ediliyor. Bunun yanı sıra, sosyal bağlantıların güçlendirilmesi ve fiziksel aktivitelerin artırılması gibi unsurlar da ekran kullanımının olumsuz etkilerini azaltmak için öneriliyor.
(Ayşe Yıldırım)