
Yakın zamanda yapılan bir araştırma, ülkedeki hane halklarının geçmişe kıyasla borçlanma oranlarının hiç olmadığı kadar yüksek olduğunu ortaya koydu. Özellikle kredi kartları üzerinden yapılan harcamaların, hane bütçelerinde önemli bir yer tuttuğu belirtiliyor. Bu durumun temel nedenlerinden biri olarak, alışveriş alışkanlıklarının değişmesi ve artan fiyatlara karşı bireylerin alım gücünü koruma çabası gösteriliyor.
Finans uzmanları, bu dönemi “borçlanmaya bağımlılık” olarak nitelendiriyor. Çoğu kişi, temel ihtiyaçlarını dahi borçlanarak karşılamak zorunda kalıyor. Çeşitli indirim kampanyaları ve taksit seçenekleriyle cezbedici hale getirilen kredi kartları ise adeta bir tuzağa dönüşüyor. Kredi limiti dolduğunda, bireylerin başka kartlara başvurduğu veya ek kredi talep ettiği görülüyor. Bu döngü, uzun vadede bireysel finansal sürdürülebilirliği tehdit ederken, aynı zamanda ekonomik sistemin genel sağlığına ilişkin de soru işaretleri yaratıyor.
Borçlanma rakamları incelendiğinde, genç nesillerin bu konuda daha kırılgan bir yapıya sahip olduğu dikkat çekiyor. İş bulma zorlukları ve yetersiz gelirle karşı karşıya kalan gençler, yaşam standartlarını korumak adına yoğun bir şekilde kredi kartı kullanımına başvuruyor. Ancak bu, finansal özgürlüklerini daha da kısıtlayan bir borç yükü oluşturmalarına neden oluyor.
Uzmanlar, bireylere öncelikle finansal planlama konusunda bilinçlenme önerisinde bulunuyor. Gelir-gider dengesi kurmak, gereksiz harcamaları sınırlamak ve kredi kartı limitlerini dikkatli bir şekilde kullanmak bu dönemin en önemli adımlarından biri olarak görülüyor. Aynı zamanda devletin ve finans kurumlarının da borçlanma kültürüne yönelik daha sürdürülebilir adımlar atması gerekiyor. Faiz oranları ve taksit düzenlemeleri konusunda alınacak önlemlerle, bu büyüyen finansal yüklerin hafifletilmesi mümkün olabilir.
(Ayşe Yıldırım)