
Yapılan araştırmalara göre, denizyolu taşımacılığında konteyner bulma sıkıntısı devam ederken, hava kargo sektöründe ise yetersiz kapasite nedeniyle gecikmeler artıyor. Aynı zamanda, enflasyonist baskılar ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, lojistik sektörü üzerindeki yükü daha da ağırlaştırıyor. Özellikle Asya’dan Kuzey Amerika ve Avrupa’ya uzanan ana ticaret koridorlarında, nakliye süreleri iki katına çıkmış durumda. Bunun yanı sıra limanların aşırı yoğunluğu, gemilerin bekleme sürelerini uzatıyor ve lojistik maliyetlerini yükseltiyor.
Bir diğer kritik mesele ise teknoloji ve dijital dönüşüm eksikliği. Araştırmalar, lojistik sektöründe dijitalleşme oranının halen yetersiz olduğunu ve bu durumun sektörün esnekliğini azaltarak sorunları daha da derinleştirdiğini gösteriyor. Yeni teknolojilere yatırım yapan şirketlerin kriz dönemlerinde daha az zarar gördüğü belirtilirken, küçük ve geleneksel yapıdaki işletmelerin bu yenilikleri uygulamada zorluk yaşadığı vurgulanıyor.
Uzmanların öngörüsüne göre, küresel ticaretin normal seviyelere dönmesi için ülkelerin daha fazla iş birliği yapması, ticaret politikalarının hızla adapte edilmesi ve gelişmiş lojistik altyapıya öncelik verilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, uzun süren bu tıkanıklıklar ekonomik büyüme üzerinde kalıcı etkiler bırakabilir. Aynı zamanda çevre dostu çözümlerin ön planda olduğu bir dönüşüm de kaçınılmaz görülüyor; çünkü karbon ayak izinin azaltılması temelli politikaların, gelecekte lojistik sistemine entegre edilmesi oldukça elzem.
(Özkan Güngörmez)