
Türkiye genelinde alışveriş yapan 1.000 kişinin katıldığı bir anket, tüketicilerin yüzde 85'inin fiyat farklılıklarından rahatsız olduğunu ortaya koyarken, yüzde 60'ının farklı marketlerde fiyat karşılaştırması yapmadan alışverişe yöneldiğini gösteriyor. Aynı ankete göre, fiyatlarla ilgili en büyük memnuniyetsizlik sebebi olarak, “açık şekilde algılanan dengesizlikler” öne çıkıyor. Örneğin, temel gıda ürünlerinden biri olan süt, bir markette 25 TL iken başka bir markette 30 TL’ye ulaşabiliyor.
Uzmanlara göre fiyat farklarının en önemli sebeplerinden biri, marketlerin kendine özgü maliyet ve fiyatlandırma politikaları. Büyük zincir mağazaların toplu alım yaparak daha düşük maliyetlerle ürün temin edebildiği bilinirken, bu avantajlarını tüketiciye yüksek oranda yansıtmaları tartışmalara yol açabiliyor. Öte yandan küçük ölçekli marketlerin tedarikçilerden daha yüksek fiyat aldıkları ve bu nedenle rekabet gücünün sınırlı olduğu ifade ediliyor. Tedarik zincirinde yaşanan sorunlar da bu duruma tuz biber ekmekte.
Bir diğer kritik etken de ekonomik belirsizlikler. Döviz kuru etkisi, enerji fiyatlarındaki artış ve lojistik maliyetlerinin yükselmesi gibi unsurlar, ürünlerin perakende fiyatlarına doğrudan yansıyor. Ancak bazı tüketici dernekleri, piyasa koşullarının ötesine geçen "fahiş fiyat uygulamalarına" dair şikâyetlerin son dönemde arttığını vurguluyor. Bu konuda dikkat çeken bazı örneklere göre, ürün fiyatları belirli kampanya dönemleri dışında gerçek değerinin çok üzerinde raflara yerleştiriliyor.
Uzmanlar, sorunun çözümü için birkaç öneri sunuyor. İlk olarak, tüketiciler için tamamen şeffaf bir fiyat politikası uygulanmalı. Marketlerde ürün etiketleri daha anlaşılır olmalı ve fiyat değişiklikleri net bir şekilde belirtilmeli. Ayrıca perakende sektöründe denetim mekanizmalarının daha etkili hâle getirilmesi gerekiyor. Tüketici haklarını koruma amacıyla kurulan platformlarda artan farkındalık çalışmaları da bu sürece destek sağlayabilir.
(Sema Yüksel Güngörmez)