
Psikoloji araştırmalarına göre, kişinin aşırı benmerkezci ve özgüveni yüksek gibi algılanan özelliklerinin temelinde aslında çocukluk döneminde yaşanan duygusal eksiklikler ya da yanlış ebeveyn tutumları yatabiliyor. Uzmanlar, narsisistik kişilik özelliklerinin bazen aşırı övgüyle büyütülen, her ihtiyacı koşulsuz karşılanan çocuklarda; bazen de yeterince sevgi ve ilgi görmeden, sürekli eleştiriye maruz kalarak büyüyenlerde geliştiğini söylüyor.
Bu konuda yapılan çalışmalardan biri, çocukluk döneminde ebeveynlerin aşırı idealize ettiği ya da sürekli eksiklik hissi aşılayarak büyüttüğü bireylerde narsisistik kişilik eğilimlerinin daha fazla görüldüğünü ortaya koyuyor. Özellikle çocuğun duygusal ihtiyaçlarının sürekli göz ardı edilmesi ya da yalnızca başarı odaklı bir sevgi anlayışıyla yetiştirilmesi, kişinin ilerleyen yaşamında kendisini kanıtlama ve sürekli onay arayışı gibi davranışlara yönelmesine neden olabiliyor.
Sosyal medya kültürünün de narsisistik eğilimlerin görülme sıklığını artırdığına dikkat çeken uzmanlar, bu dijital platformlarda bireylerin beğenilme ve takdir edilme arzularının sıkça tatmin edildiğini belirtiyor. Ancak bu kısa süreli tatminin uzun vadede boşa çıkması, bireylerin kendilerini daha yalnız ve yetersiz hissetmelerine yol açabiliyor.
Narsisizme dair bu karmaşık tabloyu çözümlemek için erken müdahale büyük bir önem taşıyor. Uzmanlar, ailelerin çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki geliştirmesinin, sevgi dolu ama sınırları net bir şekilde belirlenmiş bir ebeveyn tutumu benimsemesinin kritik olduğunu vurguluyor. Ayrıca ebeveynlerin çocukların bireysel kimliklerini kabul etmesi ve onlara koşulsuz sevgi gösterebilmesi, narsisistik eğilimlerin oluşumunu önlemede etkili yollar arasında gösteriliyor.
(Dilvin Altıkardeş)