
Geçtiğimiz yıllarda kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalan Türkiye, Ocak ayında beklenenden çok daha fazla yağmur ve kar yağışı aldı. Özellikle Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde gözlemlenen yoğun yağışlar, baraj doluluk oranlarına olumlu yansırken, yerleşim birimlerinde lokal su baskınlarına neden oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada özellikle su kaynaklarımızın yenilenmesi açısından büyük bir fırsat doğduğu belirtilirken, bu sürecin tarımsal üretime olan katkısının da önemli olacağı ifade edildi.
Uzmanlar ayrıca şehirleşme politikalarının bu tür büyük doğal olaylardan daha az etkilenmek üzere yeniden planlanması gerektiğini vurguluyor. Kanalizasyon sistemleri ve yağmur suyu drenaj hatları gibi kentsel altyapı unsurlarının eksiklikleri, aşırı yağışlarla birlikte sorunları daha görünür hale getirdi. İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde meydana gelen sel olayları, altyapı sorunlarının çözüm bekleyen başlıca konular arasında yer aldığını bir kez daha hatırlattı.
Tarım sektörü açısından bakıldığında ise yağış artışı umut verici bir tablo ortaya koyuyor. Anadolu'nun tarım bölgelerinde su rezervlerinde gözle görülür bir toparlanma yaşanması, yaz aylarında beklenen üretim artışı için pozitif işaretler sunuyor. Ancak uzmanlar sürekli uyararak fazla yağışın bazı ekinlerde kök çürümesine neden olabileceğini ve bu dengeyi sağlamak için koruma tedbirlerinin devreye sokulması gerektiğini belirtiyor.
Uzun yıllar boyunca her Ocak ayında yaklaşık 70-80 mm arasında seyreden Türkiye ortalama yağış miktarının bu yıl 230 mm’ye ulaşmış olması uzmanlar tarafından olağanüstü karşılanıyor. Vurgulamak gerekiyor ki söz konusu rekor düzeydeki artış her ne kadar kuraklık tehdidini hafifleten bir gelişme olsa da doğru planlama ile desteklenmediği sürece ilerleyen yıllarda karşılaşılması muhtemel sorunların büyüyerek devam edeceğine işaret ediyor.
Ocak ayının bu sıra dışı yağış tablosu, ülkedeki kuraklık farkındalığını yeniden artırdığı kadar doğayı ve kaynakları doğru yönetme gerekliliğini de gözler önüne serdi. Gelecek dönemde hem hükümet yetkililerinin hem de vatandaşların, bu durumu yürütülecek çevresel politikalarla uyumlu bir hale getirmesi büyük önem taşıyor. Elde edilen bu derslerin sürdürülebilir bir doğa için etkili bir temel oluşturup oluşturamayacağı ise zamanla görülecek.
(Fatma Hatun Altıkardeş)