
Uzmanlar, bireylerin sıkıntılı hissettiği anlarda daha çok yüksek kalorili, şekerli veya karbonhidrat açısından zengin gıdalara yöneldiğini belirtiyor. Bu tür gıdalar, kısa vadeli bir rahatlama sağlayıp beynin ödül mekanizmasını aktive ederek geçici bir "iyi hissetme" durumu yaratabiliyor. Ancak bu geçici hisler yerini hızla suçluluk, pişmanlık ve kontrol kaybı hissine bırakıyor, böylece bir kısır döngü oluşuyor. Duygusal yeme bozukluğu bu özelliğiyle hem fiziksel sağlık hem de psikolojik iyi oluş açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
Bir grup akademisyenin 2022 yılında gerçekleştirdiği geniş kapsamlı bir araştırma, duygusal yeme bozukluğunun özellikle yoğun kaygı, depresyon ve öfke gibi duyguların ardından tetiklendiğini gözler önüne serdi. Çalışmada yer alan katılımcıların büyük bir bölümünün, stresli olaylardan sonra yemek yeme oranlarında artış gösterdiği tespit edildi. Bu eğilimin, çocukluk çağı travmaları ve bireyin stres yönetimi yetenekleriyle de bağlantılı olduğu ifade edildi.
Duygusal yeme bozukluğuna dair farkındalık yaratmak için yapılan çalışmalar artarken, uzmanlar bu sorunun disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade ediyor. Hem psikolojik hem de fiziksel sağlık kriterleri göz önünde bulundurularak yapılacak bütüncül tedavi yaklaşımları sayesinde bireylerin bu kısır döngüden kurtulabileceğine inanılıyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)