
Dünya genelinde çok sayıda üniversiteden gelen akademik raporlara göre, 16-24 yaş aralığındaki bireylerin yaklaşık %60'ı en az bir kez bir ruh sağlığı uygulamasını denemiş. Gençlerin bu uygulamaları tercih etme nedenlerinin başında ise kolay erişim, gizlilik ve kullanıcı dostu arayüz tasarımları geliyor. Mobil uygulamalar, özellikle pandemiden bu yana kaygı, depresyon ve yalnızlık gibi duygusal zorluklarla boğuşan bireyler için bir alternatif çözüm haline gelmiş durumda.
Türkiye genelinde yapılan bir başka araştırmada ise gençler arasında meditasyon, nefes teknikleri veya stres azaltma uygulamaların yüzde 35 oranında yoğun bir şekilde kullanıldığı tespit edildi. Uzmanlar, özellikle COVID-19 sonrası artan ruhsal baskının dijital ortamda karşılanmaya çalışıldığını belirtiyor. Psikiyatrist Dr. Mine Yılmaz konuyla ilgili, "Gençler artık yalnız hissetmek istemiyor ve mobil uygulamalar sayesinde kendilerini daha güvende hissedebiliyorlar. Üstelik bu uygulamalar terapiye erişimi olmayan bireylere de büyük bir fırsat sunuyor" ifadelerini kullandı.
Ancak uzmanlar, bu tür uygulamaların tamamen bağımsız olarak kullanılmasını önermiyor. Zira profesyonel bir destekle entegre olmadığında yanlış yönlendirici bilgiler ya da beklentiler ortaya çıkabiliyor. Ruh sağlığına yönelik geliştirilen mobil platformların büyük çoğunluğunda yapay zeka tabanlı algoritmalar dikkat çekerken, kullanıcıların kişisel verilerinin güvenliği de ayrı bir tartışma konusu.
Gençler arasında bu uygulamalara olan ilginin artması, aynı zamanda yenilikçi teknolojilerin sağlık alanında nasıl dönüştürücü etkiler yarattığını da gözler önüne seriyor. Mobil platformların ileride insanları yalnızca desteklemekle kalmayıp kişiselleştirilmiş terapiler sunması bekleniyor. Teknolojinin sağlık sektöründe sınır tanımadan gelişmesiyle birlikte, ruh sağlığında da dijital bir devrimin eşiğinde olduğumuzu söylemek mümkün.
(Ayşe Candan)