
Yapılan son araştırmalar, tükenmişlik düzeylerinin özellikle hastanelerin yoğun bölümlerinde çalışan personel arasında alarm verici seviyelere ulaştığını ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan hemşirelerin yüzde 65'i ve doktorların yüzde 58'i, tükenmişlik yaşadıklarını ifade ediyor. Bu grup içinde, özellikle pandemiyle birlikte çalışma koşullarının dayanılmaz hale geldiğini belirtenlerin oranı ise oldukça yüksek. Üstelik bu durum yalnızca fiziksel bir sorun olmaktan çıkıp ciddi bir psikolojik travma kaynağına dönüşmüş durumda.
Sağlık çalışanları arasında güven ve motivasyon eksikliğinin artmasıyla birlikte, istifalar ve göç dalgası hız kazanıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren bir sağlık sendikasının paylaştığı verilere göre, son bir yıl içinde 10 binden fazla sağlık personeli ya çalışma alanını terk etti ya da yurtdışında çalışma fırsatlarını değerlendirdi. Avrupa ülkelerine giden doktor ve hemşirelerin sayısındaki ciddi artış, bu durumun global çapta bir nitelikli iş gücü kaybına dönüşme riski taşıdığını gösteriyor.
Göç eden sağlık çalışanları, genellikle daha iyi çalışma şartları, insan haklarına yönelik daha duyarlı iş ortamları ve cazip maaş politikalarını tercih ediyor. Bunun karşısında Türkiye’de kalan personel ise, artan yük nedeniyle daha fazla strese maruz kalıyor ve bu döngü sektör genelindeki sorunları derinleştiriyor.
Uzmanlar, durumun ülke genelinde sağlık sistemine verebileceği zararlar konusunda uyarıyor. Yetersiz personel sayısı nedeniyle hasta başına düşen bakım süresi kısalırken, tıbbi hataların artabileceğine ve mevcut sağlık iş gücünün yeni nesiller için caydırıcı olabileceğine dikkat çekiliyor. Konuyla ilgili çözüm önerileri arasında ise sağlık sektörüne yönelik reformlar ve çalışanların psikososyal sağlıklarını öncelik olarak ele alacak politikalar bulunuyor.
(Ayşe Yıldırım)