
Yapılan son araştırmalar, büyükşehirlerin yüzde 70'inin altyapı eksikliği nedeniyle sel riskine açık olduğunu ortaya koyuyor. Bu oran, kentsel dönüşüm projelerinin hız kazandığı ancak çevresel faktörlerin yeterince göz önüne alınmadığı bölgeler için önemli bir tehdit oluşturuyor. Özellikle suyun drenajını sağlayacak sistemlerin kapasitesindeki yetersizlik, hem yerleşim yerlerini hem de ulaşım ağlarını riske atıyor.
Şehirlerin hızla genişlemesi, mevcut altyapı sistemlerinin gereksinimlere cevap vermekte yetersiz kalmasına neden oluyor. Buna ek olarak, plansız kentleşme, suyun doğal yollarla toprağa sızmasını zorlaştırarak sel riskini artırıyor. Uzmanlara göre kanalizasyon ve yağmur suyu drenaj sistemlerinin modernize edilmemesi, sorunun temel nedenlerinden yalnızca biri.
Meteoroloji uzmanları, yağış rejimlerinin son yıllarda her zamankinden daha öngörülemez hale geldiğini dile getiriyor. Yaz aylarında ani sağanak yağışların artması ve bu yağışların genellikle büyük kentlerde sele neden olması dikkat çekici. Bu durumun en büyük sebeplerinden biri de şehirlerdeki geçirimsiz zemin oranının fazlalığı.
Avrupa Çevre Ajansı'nın yayımladığı bir rapor, iklim değişikliği nedeniyle sel olaylarının sıklığının önümüzdeki 20 yıl içinde yüzde 30'a kadar artabileceğini belirtiyor. Raporda, betonlaşmış yüzeylerin doğrudan etkisi vurgulanarak şehirlerin bu değişime maliyetini azaltacak biçimde hazırlanması gerektiği belirtiliyor.
Teknik uzmanlar ve akademisyenler, sel riskini azaltmak için daha fazla yeşil alan yaratılmasının ve su geçirgenliği yüksek malzemelerin kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca mevcut drenaj sistemlerinin gözden geçirilmesi ve yenilenmesi büyük önem taşıyor. Pek çok ülke, yağmur suyu yönetimi alanında yenilikçi teknolojilere yatırım yaparak doğal afetlerin etkilerini hafifletmeye çalışıyor. Ülkemizde de bu yönde adımlar atılmasına rağmen halen yapılması gereken çok iş olduğu ortada.
Eğer gerekli önlemler hızla alınmazsa, şehirlerde sel olaylarının maddi ve manevi kayıpları katlanarak artabilir. Daha dirençli bir kent altyapısı oluşturmak yalnızca hükümetlerin değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin ve vatandaşların iş birliğini gerektiriyor.
(Dilvin Altıkardeş)