Şiddet artık münferit değil, sistematik bir sorun

Günümüzde şiddet, bireysel vakalardan ibaret olmaktan çıkmış, kökleri toplumsal dinamiklere dayanan sistematik bir sorun hâline gelmiştir. Bu sorun, yalnızca bireyleri değil, aileyi, toplumu ve genel anlamda sosyal yapıyı sarsarak derin yaralar açmaktadır. Hem ulusal hem de küresel ölçekte yapılan araştırmalar, şiddetin yalnızca fiziksel harmanlarından değil, aynı zamanda ekonomik, psikolojik ve kültürel boyutlarından da ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Yeni yayınlanan kapsamlı bir araştırma ise sorunun çapını ve çözümüne dair eksiklikleri bir kez daha doğruluyor.  

Haber Giriş Tarihi: 17.04.2026 16:43
Haber Güncellenme Tarihi: 17.04.2026 16:43

Araştırmaya göre şiddete maruz kalan bireylerin yaşadıkları deneyimler yalnızca anlık etkiler yaratmıyor; aynı zamanda nesiller boyu sürebilen travmalara yol açıyor. Özellikle aile içinde yaşanan kadına yönelik şiddetin, bir sonraki kuşağın ilişki ve yaşam pratiğini de doğrudan etkilediği belirtiliyor. Öyle ki, çocuk yaşlarda bu tür olaylara tanıklık etmek, ileri yaşlarda ya mağdur ya da fail olma riskini önemli ölçüde artırabiliyor.

Raporda ayrıca ekonomik yetersizlik, eğitim düzeyinin düşüklüğü ve toplumsal cinsiyet kalıplarının şiddeti besleyen faktörler arasında yer aldığı vurgulanıyor. Kadınların istihdam olanaklarına erişiminin sınırlı olması ve aile içi karar alma mekanizmalarından dışlanması, şiddete açık bir zemin yaratmakta. Erkekler içinse geleneksel 'güç' algısının baskısı, hem saldırgan hem de şiddetin öznesi olmalarına sebep olabiliyor.

Hukuki düzenlemeler her ne kadar şiddeti önleme amacı taşısa da uygulamada yaşanan yetersizlikler işlerliği sekteye uğratmakta. Mahkemelerde ceza indirimleri, yetersiz koruma tedbirleri ve toplumsal bilinç eksikliği gibi sorunlar çözüme ulaşmayı zorlaştırıyor. Örneğin geçtiğimiz yıl yayımlanan bir araştırmaya göre, kadın cinayetlerinin büyük bir kısmında daha önce şikâyette bulunulmuş ancak gerekli önleyici tedbirler alınmamış olduğu kaydedildi.

Sadece bireysel bilinçlenme değil, aynı zamanda sivil toplum kuruluşlarının rolü ve devlet politikalarının kapsayıcı ve etkin bir şekilde yeniden yapılandırılması da bu sorunun çözümünde belirleyici olacaktır. Eğitim sisteminde toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan müfredatlar uygulanmalı, çocuklara bu farkındalık küçük yaşlardan itibaren kazandırılmalıdır. Ayrıca kadına yönelik şiddetle mücadele noktasında çalışan merkezlerin sayısı ve erişimi artırılmalı, bu süreçte mağdurları güçlendirme odaklı yaklaşımlar benimsenmelidir.

(Sema Yüksel Güngörmez)