Suça sürüklenen çocuk sayısında endişe verici artış

Son yıllarda suça sürüklenen çocukların sayısında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Araştırmalar, bu artışın altında yatan nedenlerin çeşitliliğini ortaya koyarken, konuya dair alınması gereken acil önlemlere de dikkat çekiyor. Çocukların suça karışma eğilimlerinin gerek bireysel gerekse toplumsal dinamiklerle doğrudan ilişkili olduğu biliniyor. Bu durum ise yalnızca adalet sistemini değil, aynı zamanda toplumun geleceğini de tehdit ediyor.

Haber Giriş Tarihi: 15.04.2026 16:38
Haber Güncellenme Tarihi: 15.04.2026 16:38

Yapılan bir saha çalışmasına göre, Türkiye genelinde 2023 yılı itibarıyla suça sürüklenen çocukların oranında önceki yıllara kıyasla yüzde 15’lik bir yükseliş kaydedildi. Bu artışın en dikkat çeken nedenlerinden biri, çocukların çevresel faktörlerden ve ekonomik güçlüklerden ciddi şekilde etkilenmeleri. Özellikle kırılgan aile yapılarında büyüyen çocukların fiziksel ve duygusal şiddete daha fazla maruz kaldığı, eğitimden uzaklaşarak sokak yaşamına yöneldiği gözlemleniyor.

Uzmanlar bu artışta sosyal medya ve dijital oyunların dolaylı etkilerini de göz ardı etmemek gerektiğini belirtiyor. Yapılan araştırmalar, suç içerikli ya da şiddet içeren dijital içeriğe maruz kalan çocukların suç işleme oranlarının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca madde bağımlılığı da suça sürüklenme sürecinde önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor.

Adli mercilerden gelen verilere bakıldığında, çocuklar tarafından işlenen suçlar arasında hırsızlık, şiddet ve uyuşturucu kullanımı ilk sıraları oluşturuyor. Çocuk Koruma Merkezleri'nde görev yapan sosyal hizmet uzmanları ise yalnızca suç istatistikleriyle değil, bu çocukların rehabilitasyon süreçlerinde yaşanan zorluklarla da ilgileniyor. Sosyal hizmet uzmanlarından biri durumu şöyle ifade ediyor: "Bir çocuğu topluma yeniden kazandırabilmek uzun vadeli ve herkesin desteğini gerektiren bir süreç. Erken müdahale ve koruyucu politikalar uygulanmadıkça sorun büyümeye devam edecektir."

Konunun çözümüne yönelik tartışmalar da giderek daha çok önem kazanıyor. Eğitimciler düşük gelirli bölgelerdeki okullara yapılacak yatırımların artırılmasını talep ederken, sivil toplum örgütleri daha kapsamlı bir çocuk koruma ağı oluşturulması gerektiğini savunuyor. Adli sistemde ise özellikle rehabilitasyon odaklı uygulamaların yaygınlaştırılması talep ediliyor.

Toplum olarak bu soruna kayıtsız kalmak, gelecekte çok daha büyük sosyal sorunlarla karşılaşma riskini beraberinde getiriyor. Çocukların suça sürüklenmemesi için başta ailelere, okullara ve kurumlara büyük sorumluluklar düşüyor. Daha fazla kaygı verici istatistikle karşılaşmamak için çocuğu odağına alan bütüncül bir yaklaşıma her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Özellikle de çocukların yalnızca suçlular olarak değil, birer mağdur olarak da görülmesi ve ele alınması gerekiyor.

Önümüzdeki süreçte alınacak kararlar ve oluşturulacak politikalar, bu sorunun çözümünde belirleyici olacak gibi görünüyor. Şimdi soru şu: Bu artış durdurulabilecek mi? Toplum olarak bu karanlık tabloyu tersine çevirmek için ne kadar çaba sarf etmeye hazırız? Göz ardı edemeyeceğimiz tek bir gerçek var: Çocuklar bizim geleceğimizdir ve onları suça kurban vermemek hepimizin ortak sorumluluğudur.

(Ayşe Yıldırım)