
Uzmanlara göre, böbrek taşları genellikle küçük boyutlardayken herhangi bir belirti göstermeyebilir. Ancak taş büyüdükçe ve böbrek kanalını tıkadığında şiddetli ağrılara, idrar yaparken güçlük çekmeye ve enfeksiyonlara sebep olabiliyor. Daha da önemlisi, tedavi edilmediğinde böbrek fonksiyonlarını geri dönüşü olmayacak şekilde kaybetme riski artıyor.
Türkiye'de ve dünyada giderek artan çalışma temposu ve azalan su tüketimi, böbrek taşı geliştirme riskini yükseltiyor. Bunun yanı sıra yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve genetik yatkınlık da hastalığın yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor. Son dönemde yapılan bir araştırmada, yetersiz sıvı alımının böbrek taşı oluşumundaki en önemli etkenlerden biri olduğu vurgulanıyor.
Sadece hastanın değil, sağlık sisteminin de yükünü artıran bu sorun, erken teşhis ve tedavi ile büyük ölçüde önlenebilir hale geliyor. Rutin kontrollerin aksatılmaması, vücudu susuz bırakmamak ve doktor önerilerine uygun şekilde hareket etmek, böbrek taşlarının yaratabileceği risklerin en aza indirilmesine yardımcı olabilir.
Böbrek taşlarının belirtileri arasında dayanılmaz bir yan ağrısı, mide bulantısı, kusma ve kanlı idrar bulunuyor. Bu tür semptomlarla karşılaşan kişilerin vakit kaybetmeden bir uzmana danışması gerekiyor. Uzmanlar uyarıyor: İhmal edilen bir taşın, böbrekte kalıcı hasarlara ve hatta sepsis gibi hayati tehlike arz eden enfeksiyonlara neden olabileceği unutulmamalı.
(Ayşe Yıldırım)