
Son yapılan bir araştırmaya göre, bireylerin %70’inden fazlası telefonlarını sürekli yanında bulundurmayı tercih ediyor. Bu kişilerde, telefonu evde unutmak veya şarjının bitmesi gibi durumlar yoğun stres yaratıyor. Daha da çarpıcı olan ise, bireylerin neredeyse yarısı, telefon erişimlerinin kesilmesinin sosyal ilişkileri veya günlük işlerini ciddi şekilde sekteye uğratacağını düşünüyor.
Araştırmayı yürüten uzmanlar, telefondan uzak kalma korkusunun kişilerin sosyal bağlantılarına ve zihinsel sağlıklarına olumsuz etkileri olduğunu belirtiyor. Telefon sürekli iletişimde kalma, bilgiye anında ulaşabilme ve sosyal medya aracılığıyla kendini ifade etme gibi ihtiyaçları karşılayan bir araç haline geldi. Ancak bu durum, bireyleri ona bağımlı hale getiriyor ve bağımlılık arttıkça kaygı düzeyi de beraberinde yükseliyor.
Nomofobi’nin en belirgin belirtileri arasında, telefondan uzakta kalındığında huzursuzluk veya panik hissi yaşamak, sürekli telefonun pil durumunu kontrol etmek ve telefonun çekmediği alanlarda kendini rahatsız hissetmek yer alıyor. Uzmanlar, bu belirtilerin fark edilmesi durumunda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguluyor.
Peki bu sorunla nasıl başa çıkılabilir? Psikologlar, telefon kullanımını sınırlandırmanın ve dijital detoks uygulamalarını hayata geçirmenin etkili yöntemler arasında olduğunu söylüyor. Bunun yanı sıra, gün içinde telefonsuz zaman dilimleri oluşturmak ve yüz yüze iletişimi artırmak gibi adımlar da teknolojik bağımlılığı azaltmada önemli rol oynayabilir.
(Fatma Hatun Altıkardeş)