
Son araştırmalar, özellikle un, yağ, şeker, süt gibi temel ürünlerde fiyatların geçen yıla oranla yüzde 40’a varan oranlarda arttığını gösteriyor. Çiftçilerle yapılan görüşmeler sırasında, gübre ve mazot fiyatlarındaki artışın hem maliyetlerdeki yükselişi tetiklediği hem de üretim miktarını azalttığı belirtiliyor. Üretimin düşmesi, doğal olarak piyasada arz-talep dengesini etkiliyor ve bu da fiyatlara doğrudan yansıyor.
Tüketici açısından bakıldığında ise ailelerin alışveriş alışkanlıklarının değiştiği gözlemleniyor. Market zincirlerinde yapılan bir anket çalışması, tüketicilerin daha az miktarda ve daha düşük fiyatlı ürünlere yöneldiğini ortaya koyuyor. Bir başka dikkat çekici bulgu ise beslenme tarzında yaşanan dönüşüm. Büyüyen ekonomik baskılar nedeniyle et, süt ürünleri ve meyve-sebze gibi besleyici gıdalara yönelimin azaldığı; bunun yerine daha uzun ömürlü, ancak besin değeri düşük ürünlere talebin arttığı ifade ediliyor.
Ekonomistler, bu süreçte özellikle orta ve düşük gelirli kesimlerin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğine vurgu yaparken, çözüm önerileri üzerinde de duruyorlar. Gıda üretiminin sürdürülebilirliğini sağlamak adına hem verimli tarım uygulamalarının teşvik edilmesi hem de teşvik paketlerinin genişletilmesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca dışa bağımlılığı azaltacak politikaların önemine dikkat çeken uzmanlar, yerli üretimin desteklenmesinin ilerleyen süreçte fiyat istikrarına katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.
(Ayşe Gezkin)