
Uzmanlar, travmatik olayların birey üzerinde derin izler bırakması ve bu izlerin tekrarlayıcı hatırlatıcılarla yeniden tetiklenebileceği konusunda hemfikir. Özellikle acı veren bir kayıp, kaza, doğal afet veya şiddet içeren bir olayın yıl dönümü yaklaştığında kişide duygusal dalgalanmalar yaşanabileceği belirtiliyor. Bu duygusal dalgalanmalar arasında kaygı hissi, ani bir hüzün çöküşü, öfke patlamaları ya da fiziksel semptomların baş göstermesi bulunabiliyor.
Harvard Üniversitesi’nden yapılan bir araştırma, insan beyninin travmatik anıları nasıl işlediğini mercek altına aldı. Çalışma sonuçları, bu olayların beyinde amigdala ve hipokampus gibi hafıza ve duygu yönetiminden sorumlu bölgelerde yoğun şekilde kodlandığını ortaya koyuyor. Bu bölgeler, özellikle geçmiş bir olayın duygusal yükünü taşırken nörolojik aktiviteyi artırıyor. Beyin, travmatik olayın yıl dönümünü anlamasalar bile çevresel ipucularla ilişkilendirerek kişinin o anı tekrar yaşıyormuş gibi hissetmesine sebep olabiliyor.
Elbette herkesin deneyimi farklı. Bir kişi aynı olay karşısında yoğun post-travmatik stres (PTSD) belirtileri geliştirebilirken, bir diğeri daha hafif duygusal tepkiler gösterebilir. Uzmanlar burada önemli olanın bireyin kendi duygu durumuna kulak vermesi ve gerektiğinde profesyonel destek almak olduğunu vurguluyor. Psikoterapi yöntemleri veya gevşeme teknikleriyle bu yoğun duyguların kontrol edilmesi mümkün olabilir. Ayrıca bir destek grubuna katılmak veya sevilen kişilerle duygularını paylaşmak da süreci kolaylaştırabilir.
(Fatma Hatun Altıkardeş)