
Verilere göre, Türkiye'nin savunma ve havacılık ihracatı yüzde 35 oranında artış göstererek 4.4 milyar doları aştı. Bu başarının arkasında yerli ürünlerin geliştirilmesine yapılan yatırımlar kadar, ileri teknolojiyle üretilen silah sistemleri, insansız hava araçları (İHA ve SİHA'lar) ve elektronik harp sistemleri bulunuyor. Türk mühendislerinin geliştirdiği bu ürünler, yalnızca yüksek performanslarıyla değil, aynı zamanda fiyat-performans dengesiyle de dikkat çekiyor.
Özellikle Bayraktar TB2, Akıncı ve Anka gibi insansız hava araçları, bölgesel çatışmalardaki etkinlikleriyle dünya çapında tanınırlık kazandı. Bu araçların Libya, Suriye ve Azerbaycan gibi sahalarda sergilediği performans, Türkiye’nin güvenilir bir savunma tedarikçisi imajını güçlendirdi. Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya’dan birçok ülke bu ürünlere ilgi göstererek sipariş oluşturdu.
Uzmanlara göre, bu büyüme yalnızca ekonomik getirilere katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin dış politika ve diplomasi alanındaki elini güçlendiriyor. Askeri ürünlerde bağımsızlığını artıran Türkiye, kritik teknolojilere olan dışa bağımlılığını azaltarak stratejik bir üstünlük sağlamayı hedefliyor. Örneğin, ASELSAN ve ROKETSAN gibi şirketler, mühendislik gücüyle radar, roket ve füze teknolojileri konularında dünyanın önde gelen şirketleriyle rekabet eder duruma geldi.
Ancak uzmanlar, sektörün daha da güçlenebilmesi için daha fazla Ar-Ge yatırımı yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Türkiye'nin son dönemde savunma sanayisine ayırdığı bütçe önemli bir artış gösterse de bu yatırımların sürdürülebilir olması ve uzun vadeli planlamalarla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle yurt dışına açılan şirketlerin uluslararası standartları karşılaması ve lisans süreçlerini hızlandırması gibi konularda da gelişim sağlanması gerektiği belirtiliyor.
(Ayşe Gezkin)