
2023 itibarıyla 85 milyonu aşan Türkiye nüfusunda gençlerin yaklaşık 12,6 milyonluk bir kesimi temsil ettiği dikkat çekiyor. Bu oran, (OECD) ülkeleriyle kıyaslandığında yüksek bir genç nüfus oranına işaret ediyor. Ancak gençlerin toplumdaki yeri sadece sayılardan ibaret değil; sosyal yaşamdan ekonomiye ve eğitime kadar geniş bir yelpazede belirleyici roller üstleniyorlar.
Araştırmalar, genç nüfusun eğitim hayatı ve iş dünyasına katılım sürecinde önemli zorluklarla da karşılaştığını ortaya koyuyor. 2022 verilerine göre, Türkiye’deki gençlerin yaklaşık %27’si eğitimde ya da istihdamda aktif olarak yer almayan NEET (neither in employment nor in education or training) kategorisinde bulunuyor. Bu oran, politikalar geliştirilirken dikkate alınması gereken kritik bir sorunu işaret ediyor.
Türkiye’deki genç nüfusun teknolojiye olan ilgisi oldukça belirgin. Dijitalleşme sürecine hızla adapte olan gençler, sadece tüketici değil, aynı zamanda üretici rolleri de benimsiyor. Start-up girişimlerine olan yönelim ve inovasyon konusundaki yatkınlıkları sayesinde yeni iş modelleri geliştirme konusunda ciddi bir potansiyel taşıyorlar. Ancak aynı zamanda geleceğe yönelik belirsizlik kaygısı ve ekonomik zorluklar da gençlerin öne çıkan meseleleri arasında yer alıyor.
Gençler sosyal sorumluluk projelerine, sanata ve çevre bilincine yönelik faaliyetlere katılım konusunda oldukça aktif bir profil çiziyor. Kadın ve erkek gençler arasındaki katılım oranlarında eşitsizlikler bulunsa da genel anlamda cinsiyet fark etmeksizin bir farkındalık artışı gözlemleniyor. Ayrıca göçmen kökenli gençlerin entegrasyon süreçleri de günlük hayatta giderek daha önemli hale geliyor.
Dünya genelindeki trendlere paralel olarak Türkiye de gençler için daha iyi yaşam koşulları sağlayarak bu kitlenin potansiyelini açığa çıkarmak adına çalışmalar yürütüyor. Gelişen teknolojiler ve eğitim sistemleriyle genç bireyleri daha nitelikli hale getirmek, ülkenin uluslararası arenadaki rekabet gücünü artırmada kritik bir adım olabilir.
Genç nüfusun geleceğin şekillenmesindeki etkisi tartışmasız bir gerçek. Ancak onların potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyabilmek için daha fazla fırsat ve destek ortamı yaratılması şart. Eğitim, istihdam ve sosyal yaşam gibi alanlarda hayata geçirilecek projelerle bu kolektif gücün hem Türkiye hem de dünya ölçeğinde belirleyici olması mümkün görünüyor.
(Ayşe Candan)