
Türkiye Elektrikli ve Hibrid Araçlar Derneği (TEHAD) tarafından yayınlanan son raporlar, Türkiye’de elektrikli araç satışlarında çarpıcı bir artışa dikkat çekiyor. 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 200'ü aşan bir büyüme kaydedildi. Bu hızlı artış, sıfır elektrikli ve hibrit araçlara olan talebin daha fazla tüketici tarafından benimsendiğini ortaya koyuyor.
Ancak, bu talebin sadece sıfır otomobil pazarında kalmadığına dikkat çeken uzmanlar, ikinci el sektöründe de önemli dinamiklerin değişmeye başladığını vurguluyorlar. Özellikle içten yanmalı motorlara sahip araçlarını yenilemek isteyen kullanıcılar, ikinci el piyasasına düşük kilometrede ve bakımlı araçlarını dahil ediyor. Bu durum, pazarın genişlemesine ve fiyatlandırma stratejilerinde farklılıkların oluşmasına yol açıyor.
Elektrikli araçların ikinci el pazarına giriş yapmasıyla birlikte, tüketicilerin bu teknolojilere daha uygun fiyatla erişim imkanı artıyor. Yeni elektrikli araçların maliyetlerinin yüksek olması, birçok kullanıcıyı ikinci el pazarına yönlendiriyor. Aynı zamanda devlet teşvikleri, indirimli vergi oranları ve elektrikli araçların düşük işletme maliyetleri de bu ilgiyi tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Sahibinden.com gibi online araç alım-satım platformlarında yapılan analizler, ikinci el elektrikli araç ilanlarının sayısında son dönemde belirgin bir artış olduğunu ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra otomotiv distribütörleri bu durumun farkında olduklarından şimdiye kadar daha çok sıfır araçlara odaklanmış politika ve kampanyalarını ikinci el pazarına da genişletme eğilimindeler.
Elektrikli araç dönüşümünün Türkiye'deki etkilerinin önümüzdeki yıllarda kademeli olarak artması bekleniyor. EURACTIV Türkiye tarafından yapılan bir ankete göre, tüketicilerin yüzde 65’i önümüzdeki beş yıl içinde elektrikli araç satın almayı düşündüğünü belirtiyor. Ancak bu eğilim, şarj altyapısının gelişimi ve ücretlendirme politikalarının erişilebilirliğiyle yakından ilişkili.
İkinci el araç satıcıları daha fazla elektrikli model eklemek için uğraşırken, alıcılar da bu yeni teknolojiye yönelik bilgi edinmeye odaklanmış durumda. Ancak hala batarya ömrü gibi endişeler tüketici kararlarını etkileyebiliyor. Uzmanlar, otomotiv şirketleri ile kamu otoritelerinin iş birliği yaparak, şarj istasyonlarının yaygınlaşması ve batarya geri dönüşüm sistemlerinin kurulumu gibi alanlarda daha fazla çaba göstermesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye’deki elektrikli araç dönüşümü hızla ivme kazanırken, artan talep ikinci el otomobil piyasasında yeni fırsatlar yaratıyor. Hem bireysel tüketiciler hem de otomotiv sektörü bu geçiş sürecine adapte olmaya çalışırken, çevre dostu ulaşımı teşvik eden politikalar ve yenilikçi iş modellerinin gelecekte daha da önem kazanacağı kesin görünüyor. Bu değişim süreci, yalnızca mevcut otomobil kullanıcılarını değil, sektörel aktörleri ve yatırımcıları da etkiliyor. Türkiye’nin elektrikli araç piyasasında global bir oyuncu olabilmesi için kapsamlı stratejiler geliştirilmesi şart.
(Fatma Hatun Altıkardeş)