
Uzmanlara göre, gençler arasında işsizlik oranlarının bu kadar yüksek seyretmesinin temel nedenlerinden biri, eğitim ve işgücü piyasası arasındaki uyumsuzluk. Üniversitelerde verilen eğitim çoğu zaman piyasanın ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak bir yapıda ilerliyor. Gençler, mezuniyet sonrası beklentilerine uygun iş bulmakta zorlanırken, işverenler de nitelikli eleman bulamamaktan şikayetçi. Bu uyumsuzluk hem bireylerin kariyer yolculuklarını sekteye uğratıyor hem de genel ekonomik büyüme üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor.
Öte yandan ekonomik krizlerin etkisi ve pandeminin yarattığı işgücü piyasasındaki daralma, gençlerin istihdam koşullarını daha da zora soktu. Araştırmalara göre, Türkiye’de her dört gençten biri ya işsiz ya da iş aramaktan tamamen vazgeçmiş durumda. Bu durum yalnızca ekonomik kayıplara değil, aynı zamanda sosyal huzursuzluklara ve gençlerde gelecek kaygısının daha da artmasına yol açıyor.
Dünya genelindeki trendlere bakıldığında ise Türkiye’nin durumunun birçok ülkeye kıyasla daha vahim olduğu görülüyor. OECD raporlarına göre, Türkiye; gençlerin ne eğitimde ne de istihdamda olduğu NEET (Not in Education, Employment or Training) oranında üst sıralarda yer alıyor. Bu veri, aslında sorunun ne kadar derin olduğunu ve acil adımlar atılması gerektiğini gözler önüne seriyor.
Uzmanların çözüm önerileri arasında mesleki eğitime yönelik yatırımların artması, genç girişimciliğini teşvik edecek destek programlarının oluşturulması ve aynı zamanda staj imkanlarının yaygınlaştırılması gibi önlemler öne çıkıyor. Özellikle dijital dönüşüm sürecine uyum sağlayabilecek yetkinliklerin kazandırılması, geleceğin mesleklerine yatırım yapılması gerektiği belirtiliyor. Eğitim ve istihdam politikaları arasındaki dengenin sağlanması, sürdürülebilir kalkınma için büyük önem taşıyor.
(Sema Yüksel Güngörmez)