
2025 yılında, şehirler arası yer değiştiren kişi sayısı 3 milyon 750 bine ulaşarak son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durumun altında yatan nedenler arasında ekonomik faktörler ilk sırada yer alırken, eğitim fırsatlarına erişim ve sosyal hareketliliğin şehir merkezlerinde yoğunlaşması diğer belirgin etmenler olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, özellikle genç nüfusun kırsal alanlardan şehir merkezlerine yönelmesiyle Türkiye'deki demografik dengenin de değişime uğradığını vurguluyor.
TÜİK verilerine göre, İstanbul 2025 yılında da en fazla göç alan il olmaya devam ediyor. Sadece bu yıl içerisinde yaklaşık 600 bin kişinin İstanbul’a taşındığı belirtilirken, İzmir, Ankara ve Bursa gibi şehirlerin de göç alan bölgeler arasında olduğu görülüyor. Buna karşılık, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgeleri mevcut nüfuslarını önemli ölçüde kaybeden bölgeler olarak öne çıkıyor. Bu durum, özellikle bu coğrafyalardaki tarım ve hayvancılık faaliyetlerine olan etkisiyle dikkat çekiyor.
İç göç dinamikleri incelendiğinde, yalnızca şehirler arasında değil, daha dar kapsamda ilçeler arasında da yoğun bir hareketlilik gözleniyor. Özellikle kıyı bölgelerinin artan cazibesi ve turizm potansiyeli, Akdeniz ve Ege Bölgeleri’ndeki pek çok yerleşim yerinin yeni göç merkezleri haline gelmesine neden oldu. Antalya gibi şehirler, yalnızca iç göç değil uluslararası göç açısından da cazibe merkezi olmayı sürdürdü.
Göç üzerine çalışmalar yapan akademisyenlere göre, Türkiye'de son dönemde gözlenen iç göç artışında ekonomik fırsatların metropollerde yoğunlaşmasının yanı sıra kırsal kesimlerdeki iş imkanlarının azalması büyük rol oynuyor. Dahası, iklim değişikliği gibi çevresel faktörlerin, tarım arazilerine bağımlılığı azaltarak insanları şehirlere iten bir unsur olduğu belirtiliyor.
Ancak uzmanlar, bu hızla artan göçün hem kentlere hem de göç veren bölgelere çeşitli problemlere yol açabileceği konusunda uyarıyor. Özellikle büyükşehirlerde altyapı, trafik ve konut sorunu gibi meselelerin daha da derinleşebileceği yönünde endişeler dile getiriliyor. Buna ek olarak, göç nedeniyle boşalan kırsal alanların sosyal ve ekonomik etkinlikle olan bağlarını kaybetmesinin uzun vadede sürdürülebilir kalkınma için ciddi bir risk oluşturacağı ifade ediliyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)