
Yapılan araştırmalar, 2020’li yıllardan itibaren kömür tüketiminde gözle görülür bir azalma olduğunu ortaya koyuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayımlanan verilere göre, kömürün Türkiye’nin enerji üretimindeki payı son beş yılda yüzde 20 oranında düştü. Bu düşüşte en büyük katkı ise güneş ve rüzgar enerjisi projelerinin artış göstermesi. Türkiye, 2023 itibarıyla yenilenebilir enerji kapasitesini yüzde 40’ın üzerine çıkarmış durumda.
Uzmanlar, bu değişimin çevreye olan olumlu etkilerinin altını çiziyor. Bilhassa termik santrallerin fosil yakıt kullanımının azalmasıyla atmosfere salınan karbondioksit miktarında azalma yaşanması, iklim değişikliğiyle mücadele açısından büyük önem taşıyor. Bunun yanı sıra yenilenebilir enerji projelerine yapılacak yatırımların istihdam yaratma ve ekonomik büyüme üzerinde olumlu etkileri olması bekleniyor.
Bununla birlikte, değişimin tamamen sorunsuz ilerlediğini söylemek mümkün değil. Uzun zamandır kömür üretimi ve tüketimine dayalı ekonomiler oluşturmuş kentlerde geçiş süreci zorluklarla karşılaşıyor. Özellikle Zonguldak gibi büyük kömür üretim merkezlerinde çalışan binlerce sektör emekçisi, yeni çalışma alanlarına yönlendirilme konusunda kaygı yaşıyor. Bu nedenle uzmanlar, geçiş sürecinde işçilerin sosyal güvenliklerinin güvence altına alınması ve onları yenilikçi sektörlere entegre edecek eğitim programlarının hazırlanması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye, iklim değişikliğine uyum ve düşük karbonlu bir ekonomi inşa etme yönündeki adımlarına her geçen gün bir yenisini daha ekliyor. Ancak bu dönüşüm sürecinin başarıya ulaşabilmesi için toplumsal iş birliğinin güçlendirilmesi ve çevre dostu enerji politikalarının kalıcı hale getirilmesi büyük önem taşıyor.
(Ayşe Candan)