
Yapılan bir araştırmada, Türkiye’deki lise ve üniversite öğrencilerinin yalnızlık seviyeleri incelendi. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 68’i, son bir yıl içinde kendilerini önceki dönemlere kıyasla daha yalnız hissettiklerini ifade etti. Katılımcıların yüzde 35’i ise aileleriyle ve çevreleriyle eskisi kadar kaliteli ve düzenli iletişim kuramadıklarını belirtti.
Uzmanlara göre, yalnızlık hissinin artışında birkaç temel faktör etkili. Bunlardan ilki dijitalleşme ve sosyal medya kullanımı. Teknolojinin hızla yayılması, özellikle gençler arasında yüz yüze iletişim yerine online etkileşimin önceliklendirildiğini gösteriyor. Bu durum, fiziksel olarak “bağlı” olmamalarına rağmen psikolojik olarak “kopuk” hissetmelerine neden olabiliyor. Ayrıca, sosyal medyada yaratılan idealize edilmiş hayat algısı, genç bireylerde kendi yaşamlarını yetersiz görme eğilimini tetikleyerek izolasyon duygusunu artırıyor.
Bir diğer önemli etken ise akademik baskılar ve gelecek kaygısı. Özellikle üniversiteye giriş sınavlarının öğrenciler üzerindeki yoğun stresi, kendi potansiyellerini sorgulamalarına ve başarısızlık korkusuyla içe kapanmalarına yol açabiliyor. Bu süreçte ailesinden ve arkadaşlarından duygusal destek göremeyen öğrencilerin yalnızlık hissi daha da derinleşebiliyor.
Araştırmadan elde edilen bulgular, ailelerin ve eğitim kurumlarının öğrencilerle olan iletişim biçimlerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğine işaret ediyor. Öğrencilere destek sunmak ve onları yalnız hissettiren nedenlerle yüzleşmelerine yardımcı olacak programlar geliştirmek büyük önem taşıyor. Uzmanlar, gençlerin yalnızlık duygusunu hafifletmek için sosyal etkinliklerin artırılması, açık iletişimin teşvik edilmesi ve psikolojik destek hizmetlerinin erişilebilir kılınması gerektiği konusunda hemfikir.
(Ayşe Yıldırım)