
Güllerin hasadı güneşin doğuşuyla başlıyor. Sabah erken saatlerde çiçek toplayıcıları, güllerin en taze olduğu bu saatlerde ellerindeki sepetlerle bahçelere yöneliyor. Bu iş, büyük bir özen ve hız gerektiriyor çünkü gül yapraklarındaki uçucu yağlar günün ilerleyen saatlerinde buharlaşabiliyor. Bir kilogram gülyağı üretimi için ortalama dört ton gül yaprağına ihtiyaç olduğunu düşündüğümüzde, bu işlemin ne kadar emek yoğun olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Dünya genelinde kozmetik, parfüm ve medikal sektörlerinde yoğun talep gören gülyağı, Türkiye ekonomisine yüz milyonlarca dolar döviz geliri sağlıyor. Isparta'nın yüksek rakımı ve özel iklim koşulları, bölgede yetişen güllerin kalitesini artırıyor ve Türkiye'yi uluslararası pazarda lider konumda tutuyor. Özellikle Fransa, ABD ve Japonya gibi ülkelerden gelen alıcılar, Isparta’nın gül festivali döneminde tedarik anlaşmaları yapmak için bölgeye akın ediyor.
Türk gülleri sadece kozmetik dünyasında değil, aynı zamanda bilimsel araştırmalarda da dikkat çekiyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar, gülyağının antimikrobiyal ve antioksidan özelliklere sahip olduğunu ortaya koydu. Ayrıca, aromaterapi ve stresle başa çıkma gibi alanlarda da etkin bir şekilde kullanıldığı biliniyor. Isparta’daki üniversitelerde gerçekleştirilen araştırmalar sayesinde, güllerin kimyasal yapısı ve içerdiği faydalı bileşikler üzerine yeni keşifler yapılmaya devam ediliyor.
Gül hasadı sadece ekonomik yatırıma değil, aynı zamanda turizmde de büyük bir potansiyele dönüşmüş durumda. Bugünlerde Türkiye'nin dört bir yanından ve dünyanın farklı bölgelerinden birçok turist, bu eşsiz deneyimi yerinde yaşamak için Isparta’nın köylerine akın ediyor. Gül festivalleri, hasat turları ve geleneksel gül suyu üretim atölyeleri sayesinde bölgenin tanıtımı da giderek artıyor.
(Özkan Güngörmez)