
Bu dikkate değer artış, Türkiye’nin uluslararası tarım pazarında güçlü bir oyuncu olma yolunda ne kadar mesafe kat ettiğinin önemli bir göstergesi. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 2002 yılında yaklaşık 17 bin ton olan sertifikalı tohum ihracatı, 2022 itibarıyla 140 bin tonu aştı. Bugün itibarıyla Türk tohumları dünyanın dört bir yanına ulaşarak, yalnızca ekonomik kazanç sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin tarımsal teknolojilerdeki gelişimini de temsil ediyor.
Peki, bu başarının ardında hangi faktörler yatıyor? İlk olarak, modern ar-ge uygulamaları sektörün büyümesine büyük ölçüde katkı sağladı. Türkiye’nin dört bir yanında kurulan Tohum Gen Bankası ve Tarımsal Araştırma Enstitüleri, hem yerli tohum türlerinin korunmasını hem de daha verimli ve hastalıklara dayanıklı yeni türlerin geliştirilmesini mümkün kılıyor. Yerli tohumun genetik avantajları bir yandan ihracat gelirlerini artırırken, diğer yandan ithal tohuma olan bağımlılığı azaltıyor.
Bir başka etken ise ulusal teşvik politikalarının etkili bir şekilde uygulanması oldu. 2006 yılında çıkarılan Tohumculuk Kanunu ile sektörde kalite standartları belirlenirken, ihracata yönelik destekler de sağlandı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin sektöre entegre olmasını kolaylaştıran bu teşvikler, sertifikalı üretim kapasitesinin artmasında büyük bir ivme yarattı. Aynı zamanda çiftçilere sağlanan eğitim ve teknik destek hizmetleri, tohumculuk bilincini yaygınlaştırdı.
Uluslararası pazar yapılanmasındaki stratejik hamleler de bu büyümenin önemli unsurlarından biri oldu. Türkiye, Avrupa Birliği başta olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya ülkelerine yönelik pazarlarını genişletirken, birçok ülke ile tohum tedarik anlaşmaları imzaladı. Sudan’dan Azerbaycan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada Türk tohumlarına yoğun talep bulunuyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri Türk tohumlarının kalitesine duyulan güven. Uluslararası tarım fuarlarında ve sektörel etkinliklerde etkili tanıtımlar yapılması da bu güvenin tesis edilmesinde önemli bir rol oynadı.
Bununla birlikte, küresel zorluklar dikkate alındığında bazı engellerin de olmadığı söylenemez. İklim değişikliği ve kuraklık riski, tarımsal üretimi olduğu kadar tohumculuk sektörünü de etkiliyor. Ayrıca pandemi sonrası dönemde artan lojistik maliyetler, ihracatçılar için çeşitli zorluklar yaratıyor. Ancak yerli ve milli çözüm odaklı politikalar sayesinde bu sorunların üstesinden gelinmesi hedefleniyor.
Türkiye’nin sertifikalı tohum ihracatındaki bu yükselişi yalnızca ekonomik bir başarı olarak görmek mümkün değil. Aynı zamanda bu tablo, ulusal tarım sektörünün daha sürdürülebilir, modern ve rekabetçi bir yapıya büründüğüne işaret ediyor. Doğru adımların atılmaya devam etmesi halinde, Türkiye’nin yakın gelecekte dünya tohum piyasalarındaki konumunu daha da güçlendirmesi kaçınılmaz görünüyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)