
Son yıllarda Türkiye'nin lojistik altyapısına yaptığı yatırımlar dikkat çekici seviyeye ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ve Uluslararası Taşımacılık Birliği’nin (IRU) verilerine göre, taşımacılık sektörü 2022 yılında ülke ekonomisine yüzde 12’nin üzerinde bir katkı sağladı. Ayrıca, Türkiye'nin güçlü lojistik ağının transit ticarette bölgesel bir merkez olma rolünü pekiştirdiği belirtiliyor. Bu durum, coğrafi avantajlarını giderek daha etkili bir şekilde kullanmasını da mümkün kılıyor.
Özellikle mega projeler olarak adlandırılan dev yatırımlarla Türkiye'nin lojistik kapasitesinde önemli bir sıçrama yaşanıyor. İstanbul Havalimanı, dünyanın en büyük aktarma merkezlerinden biri haline gelirken, Kuzey Marmara Otoyolu ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu gibi projeler, Türkiye'nin birçok kıtayı bağlayan geçiş güzergahı olmasında kritik rol oynuyor. Son yıllarda hizmete giren Marmaray ve 1915 Çanakkale Köprüsü ise, kara ve demir yolu ulaşımında süreleri önemli ölçüde kısaltarak hem bölgesel hem de uluslararası ticaret hacmini artırıyor.
Türkiye ayrıca deniz taşımacılığı alanında da etkin adımlar atmakta. Liman alt yapılarında yapılan modernizasyon çalışmalarıyla, Mersin Limanı ve İzmir Limanı gibi önemli merkezler genişleme kaydediyor. Denizcilik ve lojistik firmalarının sayısı ile taşınan yükün tonajı yıllık bazda düzenli olarak artarken, Türk gemi filosunun dünya piyasalarındaki payı da giderek genişliyor.
Araştırmacılar, Türkiye’nin hem Asya hem de Avrupa'ya ulaşımı mümkün kılan benzersiz stratejik pozisyonunu daha etkin değerlendirmek için teknolojik inovasyonlara yöneldiğini belirliyor. Dijitalleşme adımları ve yapay zeka temelli lojistik çözümleri sayesinde, operasyonel süreçlerin hızının ve verimliliğinin artması bekleniyor. Örneğin, akıllı lojistik merkezleri dijital altyapılarla donatılarak sevkiyat süreçlerinin senkronize bir şekilde yürütülmesi sağlanıyor. Bu da maliyetlerde ciddi oranda düşüşe ve daha kısa teslim sürelerine olanak tanıyor.
Sektör temsilcileri, ihracat hedeflerinin gerçekleşmesine yönelik yapılan lojistik reformların kritik önem taşıdığının altını çiziyor. Özellikle Orta Koridor olarak adlandırılan Çin'den Avrupa'ya kadar uzanan ticaret hattında daha dominant bir rol oynama çabaları, Türkiye'nin dış ticaretine olumlu katkı sağlıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin lojistik performans endeksinde son beş yılda gösterdiği yükseliş kayda değer bulunuyor.
Bunun yanı sıra sürdürülebilirlik alanındaki gelişmeler de sektörel büyümeyle paralel ilerliyor. Yenilenebilir enerjiyle çalışan araçların sektöre entegrasyonu, düşük karbon salınımlı ulaşım çözümleri sunma noktasında Türkiye'yi diğer ülkelerden ayıran önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Araştırmalar, çevreci taşıma modellerine geçişin uluslararası taşımacılık anlaşmalarında Türkiye’yi daha avantajlı bir konuma taşıyabileceğini vurguluyor.
(Dilvin Altıkardeş)