
Bir üniversitede gerçekleştirilen ankete göre öğrencilerin yüzde 60'ından fazlası belirli düzeyde stres veya kaygı yaşadığını ifade ediyor. Bu katılımcıların neredeyse yarısı ise depresyon belirtileriyle başa çıkmaya çalıştığını belirtiyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca bireylerin akademik başarısını etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda yaşam kalitesine de ciddi zarar verdiğini vurguluyor.
Öte yandan ekonomik zorluklar da öğrencileri derinden etkiliyor. Eğitim masrafları, artan yaşam giderleri ve yetersiz burs imkanları, birçok gencin finansal baskı altında hissetmesine sebep oluyor. Bu durum yalnızca ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda öğrencilerin akademik süreçlerine de yıkıcı bir şekilde yansıyor.
Depresyon oranlarının artışıyla birlikte üniversitelerde psikolojik destek taleplerinde de ciddi bir artış gözlemleniyor. Pek çok üniversite ruh sağlığı konusundaki farkındalığı artırmak için seminerler, grup terapileri ve bireysel danışmanlık hizmetleri sunmaya başlamış durumda. Ancak uzmanlar bu adımların yeterli olmadığını, daha kapsamlı bir yaklaşımın gerektiğini savunuyor.
Bu kritik sorunla başa çıkmak için hem eğitim kurumlarına hem de topluma büyük sorumluluk düşüyor. Ruh sağlığını önceliklendiren politikalar geliştirilmeli ve öğrencilere bu konuda destek sağlayacak ortamlar yaratılmalı. Üniversite yılları, bireylerin sadece akademik değil, aynı zamanda sosyal ve kişisel gelişimleri için de hayati bir dönem olarak kabul ediliyor. Bu nedenle bireylere bu süreçte gerekli destek verilmesi, geleceğin daha sağlıklı ve güçlü nesillerinin inşası açısından büyük önem taşıyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)