Üretim kapasitesinin kullanımında artış 

Son dönemde üretim kapasitesinin kullanım oranlarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Ekonomik canlılığın önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilen bu artış, hem ülke ekonomisinin genel gidişatı hakkında olumlu sinyaller veriyor hem de sektörel bazda yeni fırsatların kapısını aralıyor. Peki, bu yükselişin ardındaki temel nedenler neler? Uzmanlar ve veriler, bu sürecin sürdürülebilir olup olmadığını nasıl değerlendiriyor?

Haber Giriş Tarihi: 19.06.2026 17:00
Haber Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 17:00

Sanayi ve üretim sektörlerinden elde edilen verilere göre, özellikle yılın ikinci yarısında birçok sektörde kapasite kullanım oranları yüzde 80’in üzerine çıktı. Bu durum, hem iç piyasanın toparlanması hem de dış pazarlardan gelen taleplerin güçlenmesiyle ilişkilendiriliyor. Özellikle otomotiv, elektronik ve tekstil gibi yüksek ihracat potansiyeline sahip sektörler, bu artışın lokomotifi konumunda. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de bu tabloyu destekler nitelikte; sanayide genel kapasite kullanım oranı son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı.

Piyasa uzmanları, üretim kapasitesindeki artışı çok yönlü bir dizi faktöre bağlıyor. Öncelikle pandemi sonrası toparlanma sürecinin hız kazanması ve lojistik ağlarının büyük ölçüde iyileşmesi, üretimin kesintisiz devam etmesini sağladı. Ayrıca hammadde tedarikinde yaşanan sorunların giderilmesi ve sektörlerin daha esnek üretim modellerine geçiş yapması, bu yükselişi destekleyen diğer unsurlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte iç talepteki artış da göz ardı edilmemeli. Özellikle yerli tüketicinin yeniden harcama yapmaya başlaması ve ekonomiye olan güvenin kısmen artması bu pozitif ivmeyi tetikledi.

Ancak her yükseliş beraberinde bazı soruları ve endişeleri de getiriyor. Uzmanlar, kapasite kullanım oranlarındaki artışı memnuniyetle karşılarken, bu durumun sürdürülebilirliği hususunda temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar, yüksek enflasyon oranları ve global ekonomideki belirsizlikler gibi faktörlerin orta vadede üreticiler için risk oluşturabileceği ifade ediliyor. Ayrıca teknolojik dönüşüme ayak uydurma hızı ve nitelikli iş gücü eksikliği gibi yapısal sorunlar da dikkate alınması gereken diğer önemli konular arasında.

(Dilvin Altıkardeş)