
Yapılan araştırmalar, insanların, özellikle de genç nesillerin, yapay zeka tabanlı sohbet robotları ve dijital asistanlar ile kurdukları ilişkilere olan güvenlerini insan ilişkilerine tercih etmeye başladığını ortaya koyuyor. Michigan Üniversitesi tarafından 2023 yılında gerçekleştirilen bir çalışmada, gençlerin yüzde 40’ının günlük sorunlarını bir arkadaş ya da aile üyesi yerine bir yapay zeka asistanıyla tartışmayı daha rahat bulduğunu belirttiği görüldü. Bu durum, bireylerin gerçek insani bağlara duyduğu ihtiyacı sorgulamaya açıyor. İletişim uzmanlarına göre, yapay zekanın sunduğu hızlı ve doğrudan cevaplar ile hata yapmama eğilimi, bireylerin daha fazla kişisel etkileşimden kaçınmasına neden oluyor.
Yapay zekanın soğukkanlılıkla işleyen ve insan duygularını tam anlamıyla taklit edemeyen doğası, empatiyi ve samimi bir his oluşturmayı zorlaştırıyor. Kimi uzmanlar, bu durumun kişiler arasında güvensizliğin artmasına ve bireylerin yalnızlık hissini derinleştirmesine neden olabileceğini öne sürüyor. Bilim insanlarına göre, bu tür bir yalnızlık dalgası daha büyük sosyal sorunların habercisi olabilir. Özellikle ergenlik çağındaki bireylerin dijital araçlarla bu kadar iç içe olması, onların empati becerilerinin yeterince gelişmeden yetişkinlik dönemine geçmesine yol açabilir.
Diğer yandan, bazı araştırmalar yapay zekanın olumlu yönlerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğine vurgu yapıyor. Örneğin, izolasyonda yaşayan yaşlı bireyler ya da psikolojik desteğe erişimi kısıtlı olan gruplar için yapay zeka büyük bir destek kaynağı haline gelebilir. Toronto Üniversitesi’nin 2021'de yayınladığı bir makalede, yapay zeka destekli terapilerin geleneksel yüz yüze terapilere kıyasla neredeyse aynı başarı oranına sahip olduğu belirtiliyor. Ancak burada kritik olan, yapay zekanın tamamlayıcı bir araç olarak kullanılması gerektiği ve insan odaklı ilişkilerin dışlanmaması gerektiği yönünde.
(Fatma Hatun Altıkardeş)