
Yapılan araştırmalar, kullanıcıların yapay zekâ uygulamaları üzerinden topladığı verilen boyutunun hızla arttığını gösteriyor. Özellikle dijital asistanlar, öğrenen algoritmalar ve öneri sistemleri gibi pek çok teknolojik çözümün kullanıcı alışkanlıklarını tahmin etmek ve çeşitli hizmetleri daha kişiselleştirilmiş hale getirmek için yüz binlerce veri üzerinde çalıştığı biliniyor. Buna rağmen, bu verilerin üçüncü taraflarla paylaşımı veya kötü niyetli yazılımlar tarafından ele geçirilmesi gibi riskler göz ardı edilemeyecek kadar büyük hale gelmiş durumda.
Yeni yayımlanan bir rapor, dünya genelinde bireylerin yüzde 65’inin yapay zekâ ve büyük veri algoritmalarıyla çalışan platformlara güvenmediğini ortaya koydu. Bunun en önemli nedenlerinden biri, hangi verilerin ne şekilde toplandığının açıklanmamasından kaynaklanıyor. Kullanıcılar, sosyal medya platformları ve e-ticaret siteleri gibi dijital ortamlarda gizlilik politikalarındaki belirsizliklerin, ileride mahremiyet sorunlarına yol açmasından korkuyor. Ayrıca, yapay zekânın daha karmaşık hale geldikçe "kara kutu" etkisinin yani sistemin nasıl kararlar aldığına dair şeffaflık eksikliğinin artması da bu endişeleri güçlendiriyor.
Uzmanlara göre bu durum, hem şirketlerin hem de devletlerin ciddi düzenlemeler yapmasını zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin getirdiği Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) gibi yasal düzenlemeler, dünya genelindeki diğer ülkeler için bir model teşkil etse de birçok bölgede veri güvenliğine yönelik standartların hâlâ yetersiz olduğu dile getiriliyor. Türkiye özelinde durum değerlendirildiğinde ise Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) gibi mevzuatlar bulunmasına rağmen uygulamada çeşitli eksiklerin bulunduğu belirtiliyor.
Kullanıcılar açısından bakıldığında bilinçli davranmak büyük önem taşıyor. Güvenilir olmayan uygulamaları kullanmaktan kaçınmak, cihazlarda güvenlik yazılımlarından faydalanmak ve verilerin paylaşıldığı platformların gizlilik politikalarını dikkatlice okumak alınabilecek temel önlemler arasında yer alıyor. Ancak uzmanlar, bireysel çabaların yeterli olmadığını ve daha kapsamlı adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)