
Araştırmaya göre, bireylerin günlük hayatında yoğun biçimde yapay zeka destekli uygulamalara başvurması, gerçek sosyal etkileşimlerin azalmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, kişilerin yüz yüze iletişim yerine bu tür teknolojilere yönelmesiyle yalnızlık hissinin arttığını ve bunun depresyona zemin hazırladığını vurguluyor. Araştırmayı yürüten bilim insanları, günlük yaşamın dijitalleştiği bir çağda insan beyninin halen doğrudan sosyal bağlara ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Uzun vadede ekran başında geçirilen fazla zaman, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkilerken motivasyon kaybı, kaygı bozukluğu ve hatta dünyaya karşı ilgisizlik gibi belirtilere yol açabiliyor.
Araştırmanın sonuçları, yoğun yapay zeka kullanımı ile depresyon arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu gösterse de her bireyin farklı düzeyde etkilenebileceği de ifade ediliyor. Örneğin, yapay zeka ile iletişime geçen ya da bu tür teknolojileri iş hayatında sık kullanan bazı bireylerde daha olumlu etkilerin görülebileceği söyleniyor. Ancak en büyük risk faktörünün sosyal bağların giderek kopması olduğuna dikkat çeken uzmanlar, yapay zeka teknolojilerinin kontrollü ve bilinçli bir şekilde kullanılması gerektiğini savunuyor.
Araştırmacılar, bireylerin teknolojiyi tüketirken denge kurmaları gerektiği görüşünde birleşiyor. İdeal olan, teknolojiden faydalanmayı sürdürmekle birlikte insan ilişkilerini aksatmayan bir yaşam tarzını benimsemek. Örneğin, günlük belirli saatlerde teknolojiye mola vererek sevdiklerinizle vakit geçirmek, dış mekan aktivitelerinde bulunmak ya da hobiler edinmek ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri azaltabilir.
(Sema Yüksel Güngörmez)