
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verileri de bu artışı doğruluyor. Rapora göre, yapı ruhsatı verilen binaların toplam yüzölçümü geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla yüzde 15 artarak dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Özellikle büyükşehirlerdeki talep yoğunluğu ve kentsel dönüşüm projeleri başlıca etkenler arasında gösteriliyor. Bununla birlikte, deprem güvenliği açısından yenileme ihtiyacının giderek daha fazla gündeme gelmesi de hem bireyleri hem de müteahhitleri harekete geçiren unsurlar arasında sayılıyor.
Sektör temsilcileri, bu büyümenin inşaat sektörünü olumlu etkilediğini ancak maliyet artışlarının sektördeki riskleri artırdığına dikkat çekiyor. İnşaat malzemelerinde gözlenen fiyat artışları, hem bina yapım masraflarını artırdı hem de bazı projelerin planlanandan daha yavaş ilerlemesine sebep oldu. Ayrıca, döviz kurundaki dalgalanmalar ve ekonomik belirsizlikler de yatırım kararlarını etkileyen temel unsurlar arasında.
Öte yandan, yapı ruhsatı sayılarındaki artışın iş gücüne olan etkileri de göz ardı edilemez. Yeni projeler istihdamda artış sağlarken, nitelikli eleman açığı gibi sorunları da beraberinde getirdiği görülüyor. Uzmanlar, inşaat sektörünün bu dönemde daha fazla yetişmiş iş gücüne ihtiyaç duyduğuna işaret ediyor.
Kentsel dönüşüm projeleri bu artışın lokomotifi olarak öne çıkıyor. Özellikle İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde eskiyen yapı stoğunun yenilenmesi amacıyla hayata geçirilen projeler kapsamında on binlerce yeni ruhsat düzenlendi. Deprem riskine karşı alınan önlemler ve vatandaşların güvenlik odaklı tercihlerinin, bu süreci hızlandırdığı belirtiliyor.
Ancak uzmanlar, yapı ruhsatı sayılarındaki artışa paralel olarak şekillenen düzensiz kentleşme risklerine de dikkat çekiyor. Plansız ve ihtiyaçlara cevap vermeyen yapılaşmanın uzun vadede çeşitli sosyo-ekonomik ve çevresel sorunları doğurabileceği konusunda uyarılarda bulunuyorlar. Sürdürülebilir kentsel gelişim için planlama süreçlerinin daha detaylı yapılması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, mevcut sürecin altyapı, ulaşım ve çevre gibi alanlarda desteklenmesinin şart olduğunu söylüyor.
Genel itibarıyla bakıldığında, yapılan değerlendirmeler mevcut süreçte umut verici bir tablonun ortaya çıktığını gösteriyor. Ancak uzmanlar, uzun vadeli olarak sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapılaşmanın sağlanabilmesi için sektörde kapsamlı düzenlemelere ve etkili denetimlere ihtiyaç duyulduğuna inanıyor. Yapı ruhsatlarına yönelik talep artışı gelecekte ülke ekonomisi için olumlu bir ivme yaratma potansiyeline sahip olsa da bu süreç planlı bir şekilde yönetilmediği takdirde riskli sonuçlarla karşılaşılabileceği unutulmamalı.
(Sema Yüksel Güngörmez)