
Türkiye’nin coğrafi konumu ve iklimsel avantajı düşünüldüğünde, hem ürün çeşitliliği hem de ürün kalitesi açısından oldukça rekabetçi bir yapıya sahip olduğu görülüyor. Bununla birlikte, AB ülkelerine yapılan ihracatta öncelikli olarak narenciye, üzüm, domates ve kabak gibi ürünler dikkat çekiyor. Avrupa pazarında bu ürünlerin talebi yüksek olduğu gibi Türk tarım ürünleri kalite-fiyat dengesi açısından da diğer ülkelere göre bir adım önde yer alıyor.
Araştırma kapsamında elde edilen veriler, yaş meyve ve sebze ihracatında Almanya’nın ilk sırada yer aldığını gösteriyor. Almanya’yı sırasıyla Hollanda, Romanya ve Fransa takip ediyor. Araştırmacılar, bu ülkelerin hem ekonomik düzeylerinin yüksek olması hem de tüketici alışkanlıkları nedeniyle Türk ürünlerine yoğun ilgi gösterdiğini vurguluyor. Bunun yanı sıra Türk markalarının, uzun yıllardır Avrupa pazarında etkin olması sayesinde güvenilir bir imaj oluşturdukları ifade ediliyor.
Türk yaş meyve sebze sektörü temsilcilerine göre AB ile sürdürülebilir bir ticari ilişki kurmak büyük öneme sahip. İhracatçı firmalar, özellikle tarım ürünlerinde uygulanan sıkı kalite standartlarına uyum sağlayarak bu pazardaki varlıklarını artırmayı hedefliyor. Örneğin, son yıllarda organik tarıma olan yönelim ve pestisit kullanımının azalması, AB ülkeleriyle olan ticarette kritik bir rekabet avantajı sunuyor.
Ancak sektörün yalnızca avantaja odaklanmak yerine bazı zorlukları da göz önünde bulundurması gerekiyor. Araştırmada dile getirilen sorunların başında lojistik maliyetler, gümrük işlemleri ve sezon kısalığı yer alıyor. Bu gibi engellerin aşılmasına yönelik yapılan çalışmalarda inovatif çözümler üretilmesi gerektiği belirtiliyor.
(Ayşe Yıldırım)