
Harvard Üniversitesi tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre, yüksek stres seviyeleri vücudun bağışıklık sistemini önemli ölçüde zayıflatıyor. Araştırma sonuçları, kronik strese maruz kalan bireylerde kalp rahatsızlıkları, diyabet ve yüksek tansiyon gibi hastalıklara yakalanma riskinin artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra, stresin vücutta inflamasyonu tetiklediği ve hormonal dengenin bozulmasına yol açabileceği de dikkat çekiyor.
Peki stresle başa çıkmanın yolları neler? Uzmanlar öncelikle bireylerin stres yönetimine daha fazla önem vermesi gerektiğini belirtiyor. Düzenli fiziksel egzersizin, meditasyon ve nefes çalışmaları gibi gevşeme tekniklerinin rutin hayatımıza dahil edilmesi, stresi kontrol altına almakta hayati rol oynuyor. Aynı zamanda, sağlıklı beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmesinin, vücudun bu tür baskılara karşı daha dayanıklı hale gelmesine katkı sağladığı belirtiliyor.
Bazı psikologlar ise özellikle sosyal destek ağlarının önemine dikkat çekiyor. Yaşanılan problemlerin güvendiğiniz insanlarla paylaşılması ve dayanışma gruplarına katılım, kişisel dayanıklılığı güçlendiren etkili yöntemlerden.
Unutulmamalı ki; stres yalnızca “hissedilen” bir etki değil, “yaşanan” bir gerçekliktir. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için yalnızca bedenimize değil, zihnimize de hak ettiği özeni göstermemiz gerekiyor. Gerek bireysel çabalarla gerekse uzman desteğiyle stresi kontrol altına almak mümkün. İlk adım ise kendimizi dinlemek ve sürekli ihmal edilen zihinsel sağlığımıza gerçek anlamda bir şans tanımak.
Zihin ve beden bir bütünün iki parçası. Bu yüzden yaşamınızı iyileştirmenin anahtarı, aradaki dengeyi kurabilmekten geçiyor. Kendinize hak ettiğiniz değeri vermek hiç de geç değil!
(Dilvin Altıkardeş)