Haydi çocuklar, felsefe yapalım!

Canan Güleç

Dünya, toplum 5.0’a doğru yeni bir geleceğe evrilirken hem doğru bilgiyi edinip kullanabilme hem de insani özelliklerimizi, erdemlerimizi koruyabilmeyi sağlayacak olan bir eğitim yaklaşımı; P4C. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge biriminde yürütülen Bursa Öğretmen Akademisi kapsamında P4C eğitimleri veren Sosyal Bilgiler Öğretmeni ve P4C uzmanı Gülşah Köksal Alpdağ ile yeni dünya düzeni ve erdemler üzerine konuştuk. Çocuk ve felsefe kavramları aynı cümle içinde kullanıldığında biraz ağır ve ürkütücü gelse de; Alpdağ’ın anlattıklarından sonra kabul ediyorum ki çocukların doğasında zaten filozofça bir bakış açısı yatıyor. Tek yapmamız gereken, onların merak ve soru sorma cesaretlerini güçlendirmek, yargılamamak ve önyargılı olmamalarını sağlamak.

P4C nedir? Dünyada ülkemizde nasıl şekil aldı, gelişti?

Çocuklar için felsefe 1970’lerde Amerika’da Matthew Lipman tarafından bir ihtiyaç olarak gözlemleniyor. Matthew Lipman, Columbia Üniversitesinde bölüme çok yüksek puanlarla gelen öğrencilerin analitik düşünme becerilerinin çok düşük olduğunu görüyor. Bunun için ne yapabiliriz diye düşünmeye başladığında üniversitenin bu tutumu kazandırmak için geç olduğunu ve okul öncesinden başlanılması gerektiğini fark ederek oturup Pikse adlı bir çocuk hikayesi kaleme alıyor. 1985 yılında ise uluslararası bir boyut kazanıyor çocuklar için felsefe kavramı. Yaklaşık 20’den fazla ülkenin dahil olduğu uluslararası pedagojik yöntem haline dönüyor. Türkiye’de 1990’ların başında Nuran Direk hocamızın ve Türkiye Felsefe Kurumunun adımlarıyla bu alanda önemli çalışmalar yapılıyor ama yaygın bir eğitmen eğitimine dönüşmediği için çabalar lokal kalıyor. P4C kavramını “çocuklar için felsefe” ve “herkes için felsefe” olarak açıklamak mümkün. Bunun Türkiye için gerçekten önemli bir ihtiyaç olduğunu hissettim. Bu misyonu yüklenmek istedim. Bigdata denilen dönemdeyiz, bilgi her yerde, bilgiye çok kolay erişebiliyoruz ama o bilgiyle ne yapacağımızı tam olarak bilemiyoruz. Bilgiyi nasıl işleyeceğimizi, doğruyu yanlıştan nasıl ayırdedeceğimizi, bu devasa bilgi dünyasında çocuğun karşısına gelen bilgilerle nasıl baş edeceğini öğrenmesi 21. Yüzyıl için önemli bir sorunsal.

Sizin yolunuz bu sistemle nasıl kesişti?

Ben sosyal bilgiler öğretmeniyim ama hep felsefe okudum, hayatım boyunca hep felsefeyle iç içe oldum. 2006 yılından beri de çocuklarla felsefeyi çalışmak için kendim çaba sarf ettim. 2011 yılında öğretmenlik görevimdeyken bir yayınevinin çocuklar için felsefe serisinde filozofların hayatlarını okuyup soruşturarak bu eğitimi deneyimledim ve 2016 yılında Boğaziçi Üniversitesinin bu eğitimi açtığını duyunca koşarak başvurdum ve ilk katılanlardandım. Çok emindim bu alanda çalışmak istediğime.

HER ÖĞRETMEN BİR TERAPİST GİBİ İŞ GÖREBİLİR

Özellikle belli bir branş ya da yaş ile ilgilenen öğretmenlerin tercih etmesi gerekir- önerilir gibi bir genelleme yapabiliyor muyuz?

P4C eğitiminin yaş sınırı, bilgisel, kültürel, diplomasal hiç bir sınırı yok. Geçip tahtaya bir şey anlatmadığımız için her branşı bu yöntemle çalışabiliyoruz. Adalet nedir aşk nedir, mutlu olmayı neden istiyoruz, sonsuzluk nedir, bu kavramlar üzerine düşündürmek istiyoruz. Duygu ve düşünceleri berraklaştırma çabasındayız. Kendini tanıyan bireyin meslek seçiminde de daha doğru kararlar alabileceğini düşünmekteyiz. Kişi odaklı terapinin kurucusu Carl Rogers’ın yöntemini Matthew Lipman’ın öğretisine çok yakın bulduğum için Rogers’ın ilkelerini de bu süreçte uygulamaya çalışıyorum. Uzun yıllar eğitim fakültelerinde eğitim veren kişilerden biri olarak Rogers, her öğretmen bir terapisttir, yeter ki bizim uyguladığımız ilkeleri bilsin.

P4C’deki 4 temel prensip nedir?

Çocuk kitaplarıyla, mitolojik hikayelerle, çizgi filmlerle, kısa filmlerle belli yaşamsal, düşünsel kavramları soruşturma ortamına taşıyoruz ve orada çocuğun 4 ilkeyle hareket etmesini istiyoruz. Buraya eleştirel bir gözle bakar mısın? Burayla ilgili yaratıcı fikirler ortaya koyar mısın? Düşüncelerini özenli bir dille ifade eder misin? Son olarak burada ekip olduğumuzu unutmadan, arkadaşlarından gelen fikirleri de besleyerek düşünceye katkı sunar mısın?

EĞİTİM FAKÜLTELERİ BU YAKLAŞIMI FARK ETMELİ

P4C eğitimleri öğretmenlerin daha sonradan alacağı seminerlerden öte, eğitim fakültelerinde mevcut ders planına dahil edilmeli mi sizce?

4 Aralık tarihinde tweterda bir habere denk geldim. Bu haberi P4C şirketlerinden biri “bugün tarihi bir gün” diyerek paylaştı. Suudi Arabistan 2030 vizyon belgesini açıkladı. 200 öğretmeninin P4C eğitimini tamamlıyor ve 2030’a kadar tüm öğretmenlerinin eğitiminin tamamlanacağını duyurdu. Bu eğitimin eğitim fakültesine de girmesi gerekiyor. Felsefe bölümündeki hocalar toplumun nereye gittiğini görüyor ve bu alanı açmak istiyor. Konfor alanından çıkmalı ve branşlarının P4C ile nasıl anlatılacağını araştırmaları çok önemli. Türkçe dersi örneğin, P4C için çok uygundur çünkü biz hikayelerle çalışıyoruz. Okunan hikayedeki olayı konuşmak, çocuğa tutumunu sormak masaya yatırmak gerek. Matematikte kesirleri konuşuyoruz. O konudan yola çıkarak iki kişi bir şeyi yarı yarıya paylaşırsa bu her durumda adil olur mu? İhtiyaçlar üzerine konuşmamız düşünmemiz gerekmez mi? Gündelik yaşamımıza bakmak ve eşitlik ve hakkaniyet arasındaki ayrımı doğru anlamak gerekiyor.

YARIŞAN DEĞİL BARIŞAN FİKİRLER

P4C sınıf ortamında neler kazandırabilir?

Çok insani, hayatı yaşanılır kılan ilkeleri çocuk okul öncesinden hayatına almaya başlıyor. Biz de çocuğa bu değerleri benimsetiyoruz. Bunu hayatımıza uygulamak zorundayız. Çünkü birbirimizi dinlemiyoruz. Birbirimizin sözünü bitirip söz almayı unuttuk, kendi sözümüzü söylemek için sabırsızlanıyoruz, bu özellikle sınıflarda çok yaşanıyor. Çünkü bir yarış dünyasının içindeyiz. Çocukları bu anlamda anlıyoruz çünkü biz de buna vesile oluyoruz müfredat ve sınav sistemiyle. Ama bu sistemin içinde çocuğa verilecek zararı en aza indirgemenin yollarından biri P4C. Evet, yarışıyoruz ama fikirlerimizle de barışıyoruz aynı zamanda. Yani düşman değiliz, aynı şeyleri farklı ifade ediyor olabiliriz; “haydi birbirimizi dinleyelim ve kendimizi daha net ifade edelim” yolunu tercih ediyoruz.

Türkiye’de ve Bursa’da bu sisteme dair neler yapılıyor?

Bahçeşehir Üniversitesinde sürekli eğitim merkezinde öğretmen eğitimleri vermeye başlamıştım. Bursa İl Milli Eğitim Müdürümüz Sabahattin Dülger ile bir şekilde yolumuz kesişti, bu eğitime dair görüştük. Beni dinledi ve bunun faydalı bir eğitim olacağına inandı. İlk defa Türkiye’de Bursa’da Ar-Ge Öğretmen Akademisi olarak bu eğitimi öğretmenlere vermeye başladık. Atölyeler şeklinde eğitim veriyoruz. Öğretmenlerimize çocuk kitapları ve hikayelerle bunu nasıl uygulayabilirler, nasıl branşlarına uyarlayabilirler, P4C ilkeleri ile sınıflarını nasıl şekillendirebilirler konusunda rehberlik ediyoruz. Aralık ayında başladık ve yaklaşık 900 öğretmene eğitim verdik. İl Milli Eğitim Müdürlükleri bazında bu uygulama Bursa’da bir ilk. Müdürümüz Sabahattin Dülgerin vizyoner bakışı bu seminerlerin kapısını açmış oldu.

ÇOCUKLAR FİLOZOF DURUŞU SERGİLİYOR

P4C eğitimini kaç yaş grubu çocuklara vermek doğru bir yaklaşım olur?

Okul öncesinden itibaren verebiliyoruz. Matthew Lipman’ın asıl hedeflediği de o yaş grubu. Çünkü çocuklar müthiş merakla ve sorgulama gücüyle dünyaya geliyor, her şeyin özünü algılamaya çalışıyorlar. Bu yönleriyle de aslında bir filozof duruşu sergiliyorlar. İşte biz o yönlerini onların heyecanını merakını diri tutmak için o dönemden başlamak istiyoruz. Zaten merak eden, kolay ikna olmayan, “neden” diye sürekli soran yönlerini ilkokulun sonlarına doğru törpülüyoruz. İşte biz o yönlerin diri kalmasını ve hayatı boyunca olaylara, durumlara karşı, kendi benliğine farkındalığına karşı heyecan besleyebilmesi için okul öncesi eğitimlerini önemsiyoruz. “Ben kimim” sorusunu hayatı boyunca hep soracağı ve her seferinde farklı cevap alacağı her seferinde cevaplamak isteyeceği soru olsun istiyoruz.

sdr

SİLİKON VADİSİ VE ELON MUSK’IN OKULUNDA P4C UYGULANIYOR

P4C eğitimi alan çocuktaki değişimi gelişimi gözlemle şansımız var mı?

Dünyada 50 yıldır bunu gözlemleyen çalışmalar var. Çocuklar doğru bilgiye nasıl ulaşacağı konusunda özellikle yanlışla doğruyu nasıl ayırt edeceğiyle ilgili, kendi düşüncelerine nasıl güven duyacağı, kendine duyduğu güvenle kendini nasıl ifade edeceği yönünde, grupla işbirliği yapma yönünde tutum ve davranışlar geliştiriyor. Yapılan çalışmalarda Silikon Vadisi, Elon Musk okulunda temel pedsgojik yöntem olarak uygulandığını biliyoruz. Onlar bilgiyi aktarmayı çoktan bıraktı. Bilgiyi nasıl yorumlayıp nasıl zenginleştirebiliriz, nasıl katkı sunabiliriz diye tartışılıyor ve artık yaşamsal sorunları sınıf ortamına taşıyorlar. Örneğin bir şirket sahibi isen ve şöyle bir sorunla karşılaşırsan ne yaparsın? Ya da konuşan bir kediye ilk soracağın soru ne olur ve ne yanıt vermesini isterdin gibi hayal dünyasını zenginleştirici sorular yöneltiyor ve bunlara yanıt vermesini istiyoruz.

VİZYON 2023 DE P4C’Yİ DESTEKLİYOR

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından açıklanan Eğitim Vizyon Belgesi 2023 içerisinde P4C’ye dair bir bakış açısı, duruş var mıdır?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Vizyon Belgesinin Felsefesi bölümü ile birebir örtüşen bir pedagojik yöntem P4C. Vizyon Belgesi Felsefesi Bölümü sanayide oluşan 4. büyük kırılma ifadesiyle başlıyor ve bunun küresel anlamda insan yaşamındaki yansımaları, eğitimde gerekli değişimleri vurgulaması açısından önemli. Vizyon belgesindeki 21. yüzyıl becerileri, P4C’nin 4 temel ilkesi ile birebir örtüşmekte. Bunlar; yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, grupla işbirliği ve iletişime açık olma. Öğretmenleri endüstri 4.0- toplum 5.0 noktasında bilgilendirmeye çalışıyorum. Çünkü dünya değişti, iş tanımları değişti. Senden 8-5 çalışmamızı isteyen bir dünya artık yok. Dünyanın her yerinde çevrim içi olabiliyorsun. Dolayısıyla artık bireysel motivasyonunu, otokontrolünü daha sağlam tutması istenen bir insana ihtiyaç var.

ÖĞRETMENLİK SANATTIR!

Peki bu geleceğe çocuk yetiştirmek için öğretmenlerimizden gelen talepler nedir? Onlar eğitim alanındaki değişimlere ve gelişmelere karşı ne kadar duyarlı ve açık fikirli?

Ben yaklaşık 900 öğretmenle bir aradaydım ve onlar da bu işi bu şekilde yapmaktan, anlatmaktan mutlu değiller. Çünkü bir youtube çağı içindeyiz ve çocuklar görselliği talep ediyor. Onu talep ediyor, tahtaya bakmak, hareketsiz yüzeyi izlemek, öğretmenin her yerde olan bilgiyi ilk defa ortaya konuluyormuşçasına anlatması çocuğa doyurucu gelmiyor. Ama tahta ve klasik anlatım öğretmenin konfor alanı çünkü bildiği yer orası, alışkanlıkları bu yönde. Dışarıya çıkmak isterken ne yapması gerektiğini nereden rehberlik alacağını bilemiyor. Sınav da yapmalıyım, müfredat da yetişmeli ama çocuklara da hitap etmeliyim derken, öğretmenlerimiz idealleriyle mevcut düzen arasında karmaşa içinde kalıyorlar. Bakanımız Ziya Selçuk’un söylemleri çok şahane ve yerinde. Geçenlerde instagram hesabında bir çiçek paylaşmıştı, bu çiçekle sanatı tarihi edebiyatı, matematiği, feni konuşabilirsin diyor. Öğretmenlik gerçekten sanattır, bir sanatçının nasıl ki 2 eseri birbirinin aynısı değilse, öğretmenimizin de dersleri birbirinden farklı olmalı, her şeyi o anki durum belirlemeli; çocuklar şu anda ne durumdalar, neye ihtiyaçları var, benden talepleri nedir? Öğretmen olmak hassas duyargalarının çalışması ve hızlı karar vermektir. Bursa Öğretmen Akademisinin Türkiye için bir model olduğunu düşünüyorum. Masal anlatıcılığı, yaşam koçluğu, zeka oyunları ve benzeri alanlarda öğretmenlere eğitim desteği veren değerli bir platform.

İlginizi Çekebilir

Bursaspor’un yeni başkanı Mestan mazbatasını aldı

Bursaspor’da dün yapılan olağanüstü seçimli genel kurulda başkan olarak seçilen Mesut Mestan ve yeni yönetim ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir