Epstein'in İsrail bağlantısı tartışılırken Batı medyasının konuyu Rusya'ya yönlendirmesi eleştiriliyor
Epstein'in İsrail bağlantısı tartışılırken Batı medyasının konuyu Rusya'ya yönlendirmesi eleştiriliyor
ABD'de yayımlanan Epstein belgelerinin, İsrail istihbarat teşkilatı Mossad ile bağlantıları tartışılırken uzmanlar, Batı medyasının konuyu Rusya'ya yönlendirme çabasına dikkati çekiyor.
Haber Giriş Tarihi: 13.02.2026 12:57
Haber Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 12:58
Kaynak:
AA
Serbest gazeteci Drew Favakeh ve medya uzmanı Mats Nilsson, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmelerde, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in İsrail ile bağlantılarının belgelerle ortaya çıktığını ancak ABD ve İngiliz medyasının bu ilişkiyi farklı şekilde ele aldığını belirtti.
Favakeh, son dönemde yayımlanan Epstein belgelerinin, uzun süredir dillendirilen Mossad bağlantılarına ışık tuttuğunu söyleyerek “Jeffrey Epstein'in, Mossad ile bağlantılarına ilişkin uzun süredir söylentiler vardı. 2019'da Whitney Webb'in, Epstein üzerine yayımladığı çok iyi bir seri vardı. Yakın zamanda Drop Site News tarafından da Epstein'in, Mossad bağlantılarına ilişkin raporlar yayımlandı." ifadelerini kullandı.
Belgelerde dikkati çeken birkaç önemli bulgu olduğunu belirten Favakeh, şunları söyledi:
"FBI'ın gizli bir muhbiri, 2020'de Epstein'in, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak tarafından 'casus olarak eğitildiğini' iddia etti. Bu gizli kaynak, Epstein'in Mossad'a kazandırılmış bir ajan olduğunu düşünüyor. Ardından Mark Iverson adlı bir kişinin, 2021'de gönderdiği bir e-postada, Epstein'in, Epstein'in eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ve babası Robert Maxwell'in hepsinin siyasi ve mali dünyadaki liderleri şantaj yapmak için çalışan Mossad ajanları olduğundan şüphelendiğini yazdığını gördük."
ABD medyasının yaklaşımı
New York Times ve Washington Post gibi ABD kurumsal medyasının, Epstein'in Mossad bağlantılarına çok fazla yer vermediğini ve medyanın bunu "komplo teorisi" olarak gösterdiğini anlatan Favakeh, "Kulağa çok uzak gelen yönleri var ama medyanın bu iddiaları daha ciddiye alması gerektiğini düşünüyorum, özellikle Gazze'de devam eden soykırım göz önüne alındığında bu iddialar, ciddiye alınmalı ve daha ayrıntılı araştırılmalı." diye konuştu.
Epstein'in Rus hükümeti ile bağlantısı konusunda bir şey bulamadığını kaydeden Favakeh, "Putin ile birkaç kez görüşmeye çalıştığı görülüyor. Hiç görüşemediler. ABD kurumsal medyasında gördüğünüz şey, bu. New York Post'ta şöyle bir manşet vardı: 'E-postalar Jeffrey Epstein'in gerçekte kimin için çalıştığına dair yeni teori ortaya çıkardı.' Makale Rusya hakkındaydı. İsrail hakkında değildi. Bu bağlantı yok" ifadelerini kullandı.
Favakeh, karşılaştırmalı olarak İsrail hükümetiyle bağlantılara bakıldığında Epstein'in eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Eylül 2010-Mart 2019 döneminde 60'tan fazla yüz yüze görüşme ayarladığını bildirdiğini hatırlatarak "Bu görüşmelerin en az 7'sinin Barak İsrail Savunma Bakanı olarak görev yaparken gerçekleştiği önemli." dedi.
Epstein ile Barak arasındaki bir e-posta alışverişinde, Epstein'in Mossad adına çalışması konusunda şaka yaptığını aktaran Favakeh, Aralık 2018'de Epstein ile Barak arasındaki posta yazışmalarının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. Favakeh, "Yani Epstein ile İsrail'in görevdeki Savunma Bakanı arasında bir bağlantı görüyoruz. Epstein’in, bu derece yüksek düzeyli bir Rus yetkili ile bağlantısını görmüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Asıl kurbanlar unutuldu
İsveç Muhalif Kulübü (Swedish Dissident Club) üyesi medya uzmanı Nilsson, Epstein konusunda sıkça unutulan şeyin bu şebekelerin arasında acı çeken ve insan ticaretine maruz kalan kadınlar olduğunu söyleyerek "Hukuk, finans ve medya kurumları, bu sistemi ellerinden geldiğince korumaya çalıştı ama artık yapamıyorlar. Şimdi çok güçlü kişilerin de içinde olduğu pedofili ve cinsel istismar konuları yerine diğer alanlara odağı kaydırmaya çalışıyorlar. Bu da olayı, dış aktörlere bağlayarak anlatıyı yönlendirmeye çalıştıklarını gösteriyor." diye konuştu.
Nilsson, Epstein'in İsrail ve Mossad ile ilişkilerine değinerek "Epstein'in, İsrail ve Mossad ile ilişkileri vardı, bu tartışmasız. Etkileşime girdikleri birçok nokta var. Ancak o, Mossad'ın operasyon ağı içindeki ana aktörlerden biri kesinlikle değildi çünkü kamuya açık profildi. Bir casustan ziyade ekonomik ilişkileri sağlayan bir aracıydı." ifadesini kullandı.
"İngiliz istihbaratı Rusya bağlantısını büyütmekte etkili"
Yoğun iç siyasi skandal anlarında yerleşik siyasi taktiklerin, halkın öfkesini önceden var olan bir düşmana yönlendirmek olduğunu belirten Nilsson, "İsrail sadece sessiz kalmaya ve Batı'da etkisi altındaki medyayı uzun süredir hazır bulunan bir rakip olan Rusya'ya yönlendirmeye çalışıyor. Bir kez daha odağı Mossad ve İsrail'den başka yöne çekmeye çalışıyorlar." dedi.
Nilsson, bu skandalın Batı istihbarat topluluğunun görmezden gelemeyeceği kadar büyük olduğuna dikkati çekerek "Batı istihbaratı için mevcut olmasa bile Rusya bağlantısını köpürtmek için bir fırsat var. Rusya'yı işaret etmek, çoğu Batı ülkesi için psikolojik ve politik olarak bunu Rusya'ya yıkmaya çalışmak çok daha basit." değerlendirmesinde bulundu.
Bu tür taktiklerin sadece bu olaya özgü olmadığını, her fırsatta kullanıldığını belirten Nilsson, "Özellikle İngiliz istihbarat servisleri, bunu yapmakta çok iyi çünkü buna 'yönlendirme ve gündem kontrolü' deniyor. Batı medyasını birleştirebilecek dış bir tehdide odağı kaydırmaya, Epstein'in yaptıklarından ötürü gerçek suçluluk meselesinden dikkatlerini dağıtmaya ve önceden var olan hedefe yönlendirmeye çalışıyorlar." yorumunu yaptı.
Nilsson, birçok gazetecinin muhtemelen Rusya'yı işaret etmeleri konusunda yönlendirildiğine işaret ederek "Bunun için (gazetecilerin) herhangi bir kanıta sahip olmaları bile gerekmiyor. Sadece 'Putin, Rusya' diyorlar ve manşetlere koyuyorlar. Sonra yönlendirme ve gündem kontrolü. Bu, Batı istihbarat servislerinin klasik manipülasyonu." diye konuştu.
İsrail ile Batı ülkeleri arasında çok daha yüksek bir güven düzeyi olduğunu ancak İsrail'in işlediği savaş suçları nedeniyle bunun aşınmaya başladığını söyleyen Nilsson, "Avrupa halkı, İsrail'i hala oldukça muteber gören hükümetlerinden uzaklaşmaya başlıyor ama sorun şu ki; bir müttefikin işlerine bakmaya başlamak ve değişmek her zaman çok, çok zor." ifadesini kullandı.
Nilsson, Batı medyasının ve hükümetlerinin şu anda bilgi ekosistemlerini "kirletmeye" çalıştığını belirterek şunları kaydetti:
"Bot ağları, devlet destekli medya, fırsatçı 'influencer'lar kullanarak hızlıca Rusya hakkında yanlış iddialar yerleştiriyorlar. Putin'in rolünü abartmaya çalışıyorlar. Halkın gerçeği ayırt etmesini zorlaştıracak bir gürültü yaratıyorlar, bu da genellikle kamusal alanda olayın sulandırılmasına yol açıyor. Bu, Batı hükümetlerinin işine geliyor çünkü İsrail'i, Epstein'in yaptıklarından sorumlu tutmadıkları için hesap vermekten kaçınabiliyorlar."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Epstein'in İsrail bağlantısı tartışılırken Batı medyasının konuyu Rusya'ya yönlendirmesi eleştiriliyor
ABD'de yayımlanan Epstein belgelerinin, İsrail istihbarat teşkilatı Mossad ile bağlantıları tartışılırken uzmanlar, Batı medyasının konuyu Rusya'ya yönlendirme çabasına dikkati çekiyor.
Serbest gazeteci Drew Favakeh ve medya uzmanı Mats Nilsson, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmelerde, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein'in İsrail ile bağlantılarının belgelerle ortaya çıktığını ancak ABD ve İngiliz medyasının bu ilişkiyi farklı şekilde ele aldığını belirtti.
Favakeh, son dönemde yayımlanan Epstein belgelerinin, uzun süredir dillendirilen Mossad bağlantılarına ışık tuttuğunu söyleyerek “Jeffrey Epstein'in, Mossad ile bağlantılarına ilişkin uzun süredir söylentiler vardı. 2019'da Whitney Webb'in, Epstein üzerine yayımladığı çok iyi bir seri vardı. Yakın zamanda Drop Site News tarafından da Epstein'in, Mossad bağlantılarına ilişkin raporlar yayımlandı." ifadelerini kullandı.
Belgelerde dikkati çeken birkaç önemli bulgu olduğunu belirten Favakeh, şunları söyledi:
"FBI'ın gizli bir muhbiri, 2020'de Epstein'in, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak tarafından 'casus olarak eğitildiğini' iddia etti. Bu gizli kaynak, Epstein'in Mossad'a kazandırılmış bir ajan olduğunu düşünüyor. Ardından Mark Iverson adlı bir kişinin, 2021'de gönderdiği bir e-postada, Epstein'in, Epstein'in eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ve babası Robert Maxwell'in hepsinin siyasi ve mali dünyadaki liderleri şantaj yapmak için çalışan Mossad ajanları olduğundan şüphelendiğini yazdığını gördük."
ABD medyasının yaklaşımı
New York Times ve Washington Post gibi ABD kurumsal medyasının, Epstein'in Mossad bağlantılarına çok fazla yer vermediğini ve medyanın bunu "komplo teorisi" olarak gösterdiğini anlatan Favakeh, "Kulağa çok uzak gelen yönleri var ama medyanın bu iddiaları daha ciddiye alması gerektiğini düşünüyorum, özellikle Gazze'de devam eden soykırım göz önüne alındığında bu iddialar, ciddiye alınmalı ve daha ayrıntılı araştırılmalı." diye konuştu.
Epstein'in Rus hükümeti ile bağlantısı konusunda bir şey bulamadığını kaydeden Favakeh, "Putin ile birkaç kez görüşmeye çalıştığı görülüyor. Hiç görüşemediler. ABD kurumsal medyasında gördüğünüz şey, bu. New York Post'ta şöyle bir manşet vardı: 'E-postalar Jeffrey Epstein'in gerçekte kimin için çalıştığına dair yeni teori ortaya çıkardı.' Makale Rusya hakkındaydı. İsrail hakkında değildi. Bu bağlantı yok" ifadelerini kullandı.
Favakeh, karşılaştırmalı olarak İsrail hükümetiyle bağlantılara bakıldığında Epstein'in eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Eylül 2010-Mart 2019 döneminde 60'tan fazla yüz yüze görüşme ayarladığını bildirdiğini hatırlatarak "Bu görüşmelerin en az 7'sinin Barak İsrail Savunma Bakanı olarak görev yaparken gerçekleştiği önemli." dedi.
Epstein ile Barak arasındaki bir e-posta alışverişinde, Epstein'in Mossad adına çalışması konusunda şaka yaptığını aktaran Favakeh, Aralık 2018'de Epstein ile Barak arasındaki posta yazışmalarının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. Favakeh, "Yani Epstein ile İsrail'in görevdeki Savunma Bakanı arasında bir bağlantı görüyoruz. Epstein’in, bu derece yüksek düzeyli bir Rus yetkili ile bağlantısını görmüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Asıl kurbanlar unutuldu
İsveç Muhalif Kulübü (Swedish Dissident Club) üyesi medya uzmanı Nilsson, Epstein konusunda sıkça unutulan şeyin bu şebekelerin arasında acı çeken ve insan ticaretine maruz kalan kadınlar olduğunu söyleyerek "Hukuk, finans ve medya kurumları, bu sistemi ellerinden geldiğince korumaya çalıştı ama artık yapamıyorlar. Şimdi çok güçlü kişilerin de içinde olduğu pedofili ve cinsel istismar konuları yerine diğer alanlara odağı kaydırmaya çalışıyorlar. Bu da olayı, dış aktörlere bağlayarak anlatıyı yönlendirmeye çalıştıklarını gösteriyor." diye konuştu.
Nilsson, Epstein'in İsrail ve Mossad ile ilişkilerine değinerek "Epstein'in, İsrail ve Mossad ile ilişkileri vardı, bu tartışmasız. Etkileşime girdikleri birçok nokta var. Ancak o, Mossad'ın operasyon ağı içindeki ana aktörlerden biri kesinlikle değildi çünkü kamuya açık profildi. Bir casustan ziyade ekonomik ilişkileri sağlayan bir aracıydı." ifadesini kullandı.
"İngiliz istihbaratı Rusya bağlantısını büyütmekte etkili"
Yoğun iç siyasi skandal anlarında yerleşik siyasi taktiklerin, halkın öfkesini önceden var olan bir düşmana yönlendirmek olduğunu belirten Nilsson, "İsrail sadece sessiz kalmaya ve Batı'da etkisi altındaki medyayı uzun süredir hazır bulunan bir rakip olan Rusya'ya yönlendirmeye çalışıyor. Bir kez daha odağı Mossad ve İsrail'den başka yöne çekmeye çalışıyorlar." dedi.
Nilsson, bu skandalın Batı istihbarat topluluğunun görmezden gelemeyeceği kadar büyük olduğuna dikkati çekerek "Batı istihbaratı için mevcut olmasa bile Rusya bağlantısını köpürtmek için bir fırsat var. Rusya'yı işaret etmek, çoğu Batı ülkesi için psikolojik ve politik olarak bunu Rusya'ya yıkmaya çalışmak çok daha basit." değerlendirmesinde bulundu.
Bu tür taktiklerin sadece bu olaya özgü olmadığını, her fırsatta kullanıldığını belirten Nilsson, "Özellikle İngiliz istihbarat servisleri, bunu yapmakta çok iyi çünkü buna 'yönlendirme ve gündem kontrolü' deniyor. Batı medyasını birleştirebilecek dış bir tehdide odağı kaydırmaya, Epstein'in yaptıklarından ötürü gerçek suçluluk meselesinden dikkatlerini dağıtmaya ve önceden var olan hedefe yönlendirmeye çalışıyorlar." yorumunu yaptı.
Nilsson, birçok gazetecinin muhtemelen Rusya'yı işaret etmeleri konusunda yönlendirildiğine işaret ederek "Bunun için (gazetecilerin) herhangi bir kanıta sahip olmaları bile gerekmiyor. Sadece 'Putin, Rusya' diyorlar ve manşetlere koyuyorlar. Sonra yönlendirme ve gündem kontrolü. Bu, Batı istihbarat servislerinin klasik manipülasyonu." diye konuştu.
İsrail ile Batı ülkeleri arasında çok daha yüksek bir güven düzeyi olduğunu ancak İsrail'in işlediği savaş suçları nedeniyle bunun aşınmaya başladığını söyleyen Nilsson, "Avrupa halkı, İsrail'i hala oldukça muteber gören hükümetlerinden uzaklaşmaya başlıyor ama sorun şu ki; bir müttefikin işlerine bakmaya başlamak ve değişmek her zaman çok, çok zor." ifadesini kullandı.
Nilsson, Batı medyasının ve hükümetlerinin şu anda bilgi ekosistemlerini "kirletmeye" çalıştığını belirterek şunları kaydetti:
"Bot ağları, devlet destekli medya, fırsatçı 'influencer'lar kullanarak hızlıca Rusya hakkında yanlış iddialar yerleştiriyorlar. Putin'in rolünü abartmaya çalışıyorlar. Halkın gerçeği ayırt etmesini zorlaştıracak bir gürültü yaratıyorlar, bu da genellikle kamusal alanda olayın sulandırılmasına yol açıyor. Bu, Batı hükümetlerinin işine geliyor çünkü İsrail'i, Epstein'in yaptıklarından sorumlu tutmadıkları için hesap vermekten kaçınabiliyorlar."
Kaynak: AA
En Çok Okunan Haberler