Enerji piyasalarında 145 milyar dolarlık hacme ulaşıldı
Enerji piyasalarında 145 milyar dolarlık hacme ulaşıldı
EPDK Başkanı Yılmaz, Türkiye enerji piyasasının 145 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve yaklaşık 300 bin kişiye istihdam sağladığını belirterek, "2026-2030 uygulama döneminde 776 milyar lira yatırım planladık." dedi.
Haber Giriş Tarihi: 28.04.2026 12:19
Haber Güncellenme Tarihi: 28.04.2026 12:21
Kaynak:
AA
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye enerji piyasasının 145 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve yaklaşık 300 bin kişiye istihdam sağladığını belirterek, "2021-2025 uygulama döneminde 521 milyar lira yatırım yapıldı, 2026-2030 uygulama döneminde ise 776 milyar lira yatırım planladık." dedi.
Yılmaz, "Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi" kapsamında gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kurumun 25'inci kuruluş yıl dönümünde sektörün mevcut durumu ve gelecek perspektifine ilişkin bilgi veren Yılmaz, elektrikten akaryakıta, depolamadan LPG piyasasına kadar birçok başlıkta yeni dönemin yol haritasını paylaştı.
Yılmaz, elektrik dağıtımında 2026-2030 dönemini kapsayan yeni uygulama döneminde yatırımların reel olarak 1,5 kat artırıldığını belirterek, "Bu dönemde şebekenin güçlendirilmesi ve gençleştirilmesi için planlı bakım bütçesini de 2,1 kat artışla 189 milyar liraya yükselttik." ifadesini kullandı.
2025 başında hayata geçirilen düzenleme kapsamında, fatura ödemelerini 24 ay boyunca düzenli yapan mesken abonelerinden güvence bedeli alınmadığını hatırlatan Yılmaz, bu uygulamayla yaklaşık 217 bin tüketiciden 333 milyon lira tahsil edilmediğini bildirdi.
Petrol piyasası 66 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı
Yılmaz, petrol piyasasının 66 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını belirterek, 13 bini aşkın lisanslı oyuncuyla yılda 34 milyon tonun üzerinde akaryakıtın kesintisiz şekilde arz edildiğini söyledi.
Kaçak akaryakıtın büyük ölçüde ortadan kalktığını ve kalite standartlarının ülke genelinde Avrupa seviyesine ulaştığını vurgulayan Yılmaz, zorunlu stok uygulamasıyla arz güvenliğinin güçlendiğini ifade etti.
Yılmaz, doğal gaz piyasasının 30 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını, 250 bin kilometrelik şebeke ile 81 il ve yaklaşık 1000 yerleşimde 23 milyon aboneye ulaşıldığını kaydetti.
LPG'de Türkiye'nin dünyanın en büyük pazarlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, elektrikli araç şarj altyapısında da hızlı büyüme yakalandığını ve bu alanın net sıfır hedefleri açısından kritik olduğunu dile getirdi.
Elektrikteki yüzde 25'lik artışın büyük kısmı dağıtımdan
Yılmaz, nisanda elektrik ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 25'lik artışa ilişkin değerlendirmesinde, kamu tarafında uzun süredir uygulanan sübvansiyonlara işaret ederek, "Devletimiz elektrik ve doğal gazda uzun süredir çok ciddi bir sübvansiyon uyguluyor. Özellikle enerji bedeli açısından bu destekler EÜAŞ ve BOTAŞ üzerinden sağlanarak maliyetlerin önemli bir kısmı vatandaşımıza yansıtılmıyor." dedi.
Elektrik fiyatlarının yalnızca üretimden ibaret olmadığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Elektrik fiyatının sadece üretim boyutu yok, bir de dağıtım ve şebeke tarafı var. Dağıtım, trafo yatırımlarından hatlara, kablolardan bakım-onarım faaliyetlerine, arıza müdahalelerinden aydınlatma hizmetlerine kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Bu alanda üretimde olduğu gibi doğrudan bir sübvansiyon mekanizması bulunmuyor. Nisan ayında yapılan yüzde 25'lik düzenlemenin önemli bölümü de dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliği ve hizmet kalitesinin korunması amacıyla bu alana yöneliktir."
Yılmaz, fiyatlara ilişkin yaklaşımlarının dengeli olduğunu belirterek, "Hiçbir zaman maliyetleri birebir yansıtan bir yaklaşım içinde olmadık, olmayacağız. Yapılan tüm düzenlemeleri vatandaşlarımızın alım gücünü, enflasyon hedeflerini ve makro ekonomik dengeleri gözeterek son derece hassas bir denge içinde planlıyoruz." dedi.
Doğal gazda "hedefli destek" ve kademeli tarife dönemi
Yılmaz, Türkiye'nin enerji alanında sübvansiyonu "genel bir destek" olmaktan çıkarıp, "hedefli bir sosyal politika aracına" dönüştürme sürecinde olduğunu belirtti.
Devlet desteklerinin daha adil ve gerçekten ihtiyaç sahiplerine yönlendirilmesini amaçladıklarını vurgulayan Yılmaz, elektrikten sonra doğal gazda da illerin iklim koşullarına ve aylık tüketim ortalamalarına göre belirlenen kademeli bir yapıya geçiş sürecinin başladığını ifade etti.
Yılmaz, kademeli sistemin amacının bir kesimi cezalandırmak değil, kamu kaynaklarını ihtiyaç sahibi vatandaşlara daha güçlü şekilde ulaştırmak olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
"Örneğin çok düşük tüketim yapan, temel ısınma ihtiyacını karşılayan haneler bu sistemde korunurken, çok yüksek tüketim yapan, verimli kullanılmayan hanelerde sübvansiyon etkisi doğal olarak azalacaktır. Bu yaklaşım aslında sosyal devlet ilkesinin daha modern ve daha etkin bir yorumu olarak değerlendirilmeli. EPDK olarak biz de bu dönüşümü, piyasa istikrarını bozmadan, tüketiciyi koruyarak ve öngörülebilirliği gözeterek hayata geçirdik."
Depolamada 2 bin 100 megavat yatırım sahaya indi
Yılmaz, EPDK olarak 33 bin megavat depolamalı kapasite tahsisi yaptıklarını belirterek, "Bunların yaklaşık 2 bin 100 megavatlık kısmı sahada yatırıma başladı, 208 megavatlık kısmı işletmeye geçti." dedi.
Toplam yatırım büyüklüğünün işletmede 166 milyon dolar, sahada yaklaşık 2 milyar dolar ve izin-onay sürecinde yaklaşık 35 milyar dolar olduğunu kaydeden Yılmaz, tüm yatırımların devreye girmesi halinde 10 yılda 52 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçilebileceğini ifade etti.
Yılmaz, sektöre net mesaj verdiklerini vurgulayarak, proje zamanlamasının gerisinde kalan depolamalı RES-GES'lerde 19 proje ve 736 megavat, termik tarafta 45 proje ve 2460 megavat, şarj ağı tarafında ise 29 lisansın iptal edildiğini söyledi.
90 günlük stok ve 15 ülke tedarikiyle arz güvenliği sağlanıyor
Yılmaz, Hürmüz Boğazı kaynaklı gelişmelerin petrol piyasalarında dalgalanmaya yol açtığını belirterek, Brent petrolün kısa süreliğine 120 dolar seviyelerini test ettiğini ve 100-110 dolar bandında hareket ettiğini söyledi.
Bu süreçte iç piyasaya etkilerin sınırlandırılması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı ile eş güdüm içinde eşel-mobil sisteminin devreye alındığını ifade eden Yılmaz, "Bu düzenleme vergi anlamında yaklaşık 600 milyar liralık bir feragat anlamına geliyor. Devlet yıl sonuna kadar akaryakıttan bu tutarı almamış oluyor." dedi.
Yılmaz, "En pahalı enerji, olmayan enerjidir" ilkesi doğrultusunda Türkiye'nin 90 günlük net ithalata tekabül eden ulusal petrol stokuna sahip olduğunu vurgulayarak, "Petrol ithalatında 15 farklı ülkeden sağlanan kaynak çeşitliliğinin yanı sıra yerli üretimde de artış yaşandı. Yerli ham petrol üretiminin 2025'te yüzde 26 artışla 47,9 milyon varile ulaşması, ülkemizi jeopolitik risklere karşı çok daha dirençli hale getirdi. " değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası Enerji Ajansının Mart-Haziran 2026 dönemi için aldığı 400 milyon varillik stok kullanım kararına paralel olarak Türkiye'de de adım atıldığını kaydeden Yılmaz, ulusal stokların 11,6 milyon varillik kısmının kullanımının serbest bırakıldığını, ayrıca lisans sahiplerinin zorunlu stoklarının yüzde 46'sını kullanabilmelerine imkan tanındığını söyledi.
Yılmaz, Türkiye'nin stok yönetiminde güçlü bir teknolojik altyapıya sahip olduğunu belirterek, "Stok İzleme Sistemi ile lisanslı tüm tanklar anlık izleniyor. IEA ülkeleri arasında stoklarını yarım saatlik aralıklarla dijital olarak takip edebilen nadir ülkelerden biriyiz." dedi.
Promosyonlar fiyatın önüne geçemeyecek
Yılmaz, akaryakıt piyasasında kalite standartlarının ülke genelinde korunduğunu belirterek, 12 bin 600'ü aşkın istasyonda Avrupa Birliği standartlarında yakıt sunulduğunu söyledi.
Promosyon düzenlemesine ilişkin değerlendirmede bulunan Yılmaz, görünürde avantaj sağlayan ancak fiyat mekanizmasını bulanıklaştıran uygulamaların piyasa işleyişine zarar verebileceğine dikkat çekerek, "Bizim için esas olan fiyatın açık, net ve karşılaştırılabilir olmasıdır. Rekabet, tüketicinin bilinçli tercih yapabileceği bir zeminde gerçekleşmelidir." ifadelerini kullandı.
1 Nisan itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle finansal promosyonların kapsamının genişletildiğini belirten Yılmaz, ücretsiz ve indirimli akaryakıt ve LPG uygulamalarının devam ettiğini, bunun yanında puanların farklı alanlarda kullanılabilmesine imkan tanındığını ifade ederek, "Ancak sunulan faydalardan en az birinin mutlaka ücretsiz veya indirimli akaryakıt ya da LPG olması zorunludur." dedi.
Yılmaz, kısa sürede promosyonlarda çeşitlenme gözlemlediklerini, bu sürecin yakından takip edildiğini vurgulayarak, "Promosyonlar rekabetin tamamlayıcı unsurudur, yerine geçemez. Fiyatın önüne geçemez ve tüketiciyi yanıltacak şekilde kurgulanamaz." değerlendirmesinde bulundu.
Kurum olarak promosyonların mevzuata uygunluğunu, şeffaflığını ve tüketiciye gerçek fayda sağlayıp sağlamadığını sürekli izlediklerini belirten Yılmaz, "Fiyat rekabetini zayıflatan, piyasa şeffaflığını bozan ya da tüketici tercihlerini manipüle eden uygulamalara karşı gerekli idari adımları atmaktan çekinmeyiz." dedi.
Şarj piyasasında yeni dönem başladı
Yılmaz, elektrikli araç şarj hizmetleri piyasasında hızlı büyümenin sürdüğünü belirterek, bugün itibarıyla 183 lisanslı işletmecinin faaliyet gösterdiğini ve şarj noktası sayısının son 1 yılda yaklaşık yüzde 40 artarak 43 bine yaklaştığını söyledi.
Şarj işlemlerinden kaynaklanan elektrik tüketiminin de 3 katın üzerinde artarak aylık 68 milyon kilovatsaate ulaştığını ifade eden Yılmaz, bu tüketimin yaklaşık yüzde 60'ının yenilenebilir enerji kaynaklı istasyonlarda gerçekleştiğini kaydetti.
Yılmaz, piyasanın artık olgunluk aşamasına geçtiğini vurgulayarak, kullanıcı memnuniyetini artırmaya yönelik önemli düzenlemelerin devreye alındığını belirtti.
Dinamik fiyatlandırma ile günün saatine ve lokasyona göre indirim yapılabileceğini, roaming uygulamalarıyla farklı işletmecilere ait istasyonlara tek uygulama üzerinden erişim sağlanacağını ifade eden Yılmaz, otoyol ve devlet yollarındaki DC şarj ünitelerinde 1 Temmuz 2026 itibarıyla kartla ödeme zorunluluğu getirildiğini söyledi.
Yılmaz, fiyat yapısının sadeleştirildiğini, mobil şarj istasyonlarının önünün açıldığını ve verimliliği artırmaya yönelik düzenlemeler yapıldığını dile getirerek, çağrı merkezi zorunluluğu ve ISO 27001 şartıyla hizmet kalitesi ve veri güvenliğinin de güçlendirildiğini belirtti.
LPG'de depolama hizmeti zorunlu hale geliyor
Yılmaz, yapılan son düzenlemelerle ticaret yapısının değiştirildiğini ifade ederek, "LPG dağıtıcıları artık birbirlerinden toptan LPG satın alabilecek ancak bu ürünü başka bir dağıtıcıya yeniden satamayacak. 1 Ocak 2026 itibarıyla dağıtıcılar arası ticaret tek yönlü hale geldi." dedi.
Bu adımla aracı zincirlerinin azaltılarak daha şeffaf ve kontrollü bir piyasa yapısı hedeflendiğini vurgulayan Yılmaz, depolama tarafında da önemli değişiklikler yapıldığını belirtti.
Yılmaz, 5307 sayılı kanun kapsamında, depolama lisansı sahiplerine boş kapasite olması halinde hizmet verme zorunluluğu getirildiğini ifade ederek, depolama hizmetlerinin tarifeye bağlandığını kaydetti.
Yeni LPG İzleme Sistemi ile satış ve depolama bildirimlerinin dijital ortamda takip edileceğini belirten Yılmaz, bu sayede LPG hareketlerinin anlık izleneceğini ve olası usulsüzlüklerin önüne geçileceğini söyledi.
Doğal gaz piyasası 25 yılda çağ atladı
Yılmaz, doğal gaz piyasasında son 25 yılda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, 2002'de yalnızca 5 il ve 57 ilçede kullanılan doğal gazın bugün tüm illere ve 981 yerleşim yerine ulaştığını söyledi.
Dağıtım hattı uzunluğunun 11 bin kilometreden yaklaşık 230 bin kilometreye, iletim hatlarının ise 4 bin kilometreden 20 bin kilometreye ulaştığını aktaran Yılmaz, toplam şebeke uzunluğunun 250 bin kilometreye yaklaştığını söyledi.
Yılmaz, depolama kapasitesinin 6,3 milyar metreküpe, LNG terminallerinin günlük gazlaştırma kapasitesinin ise 161 milyon metreküpe çıktığını kaydederek, iletim sisteminin günlük giriş kapasitesinin 450 milyon metreküpe ulaştığını ifade etti.
Yerli üretimin 2025 itibarıyla yıllık 3 milyar metreküpü aştığını, ihracatın ise 2,2 milyar metreküp seviyesine ulaştığını dile getiren Yılmaz, spot boru gazı ithalatının 6,5 milyar metreküple toplam ithalatın yaklaşık yüzde 11'ini oluşturduğunu söyledi.
Yılmaz, organize toptan doğal gaz piyasasının 2018'de devreye alındığını hatırlatarak, bu sayede Türkiye'nin bölgesinde günlük gaz ticareti yapılabilen ilk ülke olduğunu vurguladı.
2018-2025 döneminde işlem hacminin 55,5 milyar liraya ticarete konu gaz miktarının ise 9 milyar metreküpe ulaştığını kaydeden Yılmaz, 2021'de devreye alınan Vadeli Gaz Piyasası’nın da şeffaflık ve öngörülebilirliği artırdığını dile getirdi.
Biyometan doğal gaz şebekesine dahil edilecek
Yılmaz, doğal gaz piyasasında yenilenebilir gazlara yönelik mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ifade ederek, biyogaz ve biyometanın doğal gaz şebekesine dahil edilmesinin planlandığını söyledi.
Mevcut düzenlemenin yalnızca yer altından çıkarılan gazı kapsadığını hatırlatan Yılmaz, biyogaz ve biyometanın doğal gazla benzer özellikler taşıdığına dikkati çekti.
Yılmaz, AB düzenlemeleriyle uyumlu şekilde hazırlanan çalışmaların tamamlanmasının ardından bu gazların şebekede kullanımının mümkün hale geleceğini belirterek, ilk etapta 1,5-2 milyar metreküp, orta vadede ise 3-5 milyar metreküp üretim potansiyeli bulunduğunu kaydetti. Bu adımın kaynak çeşitliliğini artırarak ithalat bağımlılığını azaltacağını ve çevresel kazanımlar sağlayacağını vurguladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Enerji piyasalarında 145 milyar dolarlık hacme ulaşıldı
EPDK Başkanı Yılmaz, Türkiye enerji piyasasının 145 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve yaklaşık 300 bin kişiye istihdam sağladığını belirterek, "2026-2030 uygulama döneminde 776 milyar lira yatırım planladık." dedi.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Türkiye enerji piyasasının 145 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve yaklaşık 300 bin kişiye istihdam sağladığını belirterek, "2021-2025 uygulama döneminde 521 milyar lira yatırım yapıldı, 2026-2030 uygulama döneminde ise 776 milyar lira yatırım planladık." dedi.
Yılmaz, "Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi" kapsamında gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kurumun 25'inci kuruluş yıl dönümünde sektörün mevcut durumu ve gelecek perspektifine ilişkin bilgi veren Yılmaz, elektrikten akaryakıta, depolamadan LPG piyasasına kadar birçok başlıkta yeni dönemin yol haritasını paylaştı.
Yılmaz, elektrik dağıtımında 2026-2030 dönemini kapsayan yeni uygulama döneminde yatırımların reel olarak 1,5 kat artırıldığını belirterek, "Bu dönemde şebekenin güçlendirilmesi ve gençleştirilmesi için planlı bakım bütçesini de 2,1 kat artışla 189 milyar liraya yükselttik." ifadesini kullandı.
2025 başında hayata geçirilen düzenleme kapsamında, fatura ödemelerini 24 ay boyunca düzenli yapan mesken abonelerinden güvence bedeli alınmadığını hatırlatan Yılmaz, bu uygulamayla yaklaşık 217 bin tüketiciden 333 milyon lira tahsil edilmediğini bildirdi.
Petrol piyasası 66 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı
Yılmaz, petrol piyasasının 66 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını belirterek, 13 bini aşkın lisanslı oyuncuyla yılda 34 milyon tonun üzerinde akaryakıtın kesintisiz şekilde arz edildiğini söyledi.
Kaçak akaryakıtın büyük ölçüde ortadan kalktığını ve kalite standartlarının ülke genelinde Avrupa seviyesine ulaştığını vurgulayan Yılmaz, zorunlu stok uygulamasıyla arz güvenliğinin güçlendiğini ifade etti.
Yılmaz, doğal gaz piyasasının 30 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını, 250 bin kilometrelik şebeke ile 81 il ve yaklaşık 1000 yerleşimde 23 milyon aboneye ulaşıldığını kaydetti.
LPG'de Türkiye'nin dünyanın en büyük pazarlarından biri olduğunu belirten Yılmaz, elektrikli araç şarj altyapısında da hızlı büyüme yakalandığını ve bu alanın net sıfır hedefleri açısından kritik olduğunu dile getirdi.
Elektrikteki yüzde 25'lik artışın büyük kısmı dağıtımdan
Yılmaz, nisanda elektrik ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 25'lik artışa ilişkin değerlendirmesinde, kamu tarafında uzun süredir uygulanan sübvansiyonlara işaret ederek, "Devletimiz elektrik ve doğal gazda uzun süredir çok ciddi bir sübvansiyon uyguluyor. Özellikle enerji bedeli açısından bu destekler EÜAŞ ve BOTAŞ üzerinden sağlanarak maliyetlerin önemli bir kısmı vatandaşımıza yansıtılmıyor." dedi.
Elektrik fiyatlarının yalnızca üretimden ibaret olmadığını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Elektrik fiyatının sadece üretim boyutu yok, bir de dağıtım ve şebeke tarafı var. Dağıtım, trafo yatırımlarından hatlara, kablolardan bakım-onarım faaliyetlerine, arıza müdahalelerinden aydınlatma hizmetlerine kadar çok geniş bir alanı kapsıyor. Bu alanda üretimde olduğu gibi doğrudan bir sübvansiyon mekanizması bulunmuyor. Nisan ayında yapılan yüzde 25'lik düzenlemenin önemli bölümü de dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliği ve hizmet kalitesinin korunması amacıyla bu alana yöneliktir."
Yılmaz, fiyatlara ilişkin yaklaşımlarının dengeli olduğunu belirterek, "Hiçbir zaman maliyetleri birebir yansıtan bir yaklaşım içinde olmadık, olmayacağız. Yapılan tüm düzenlemeleri vatandaşlarımızın alım gücünü, enflasyon hedeflerini ve makro ekonomik dengeleri gözeterek son derece hassas bir denge içinde planlıyoruz." dedi.
Doğal gazda "hedefli destek" ve kademeli tarife dönemi
Yılmaz, Türkiye'nin enerji alanında sübvansiyonu "genel bir destek" olmaktan çıkarıp, "hedefli bir sosyal politika aracına" dönüştürme sürecinde olduğunu belirtti.
Devlet desteklerinin daha adil ve gerçekten ihtiyaç sahiplerine yönlendirilmesini amaçladıklarını vurgulayan Yılmaz, elektrikten sonra doğal gazda da illerin iklim koşullarına ve aylık tüketim ortalamalarına göre belirlenen kademeli bir yapıya geçiş sürecinin başladığını ifade etti.
Yılmaz, kademeli sistemin amacının bir kesimi cezalandırmak değil, kamu kaynaklarını ihtiyaç sahibi vatandaşlara daha güçlü şekilde ulaştırmak olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:
"Örneğin çok düşük tüketim yapan, temel ısınma ihtiyacını karşılayan haneler bu sistemde korunurken, çok yüksek tüketim yapan, verimli kullanılmayan hanelerde sübvansiyon etkisi doğal olarak azalacaktır. Bu yaklaşım aslında sosyal devlet ilkesinin daha modern ve daha etkin bir yorumu olarak değerlendirilmeli. EPDK olarak biz de bu dönüşümü, piyasa istikrarını bozmadan, tüketiciyi koruyarak ve öngörülebilirliği gözeterek hayata geçirdik."
Depolamada 2 bin 100 megavat yatırım sahaya indi
Yılmaz, EPDK olarak 33 bin megavat depolamalı kapasite tahsisi yaptıklarını belirterek, "Bunların yaklaşık 2 bin 100 megavatlık kısmı sahada yatırıma başladı, 208 megavatlık kısmı işletmeye geçti." dedi.
Toplam yatırım büyüklüğünün işletmede 166 milyon dolar, sahada yaklaşık 2 milyar dolar ve izin-onay sürecinde yaklaşık 35 milyar dolar olduğunu kaydeden Yılmaz, tüm yatırımların devreye girmesi halinde 10 yılda 52 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçilebileceğini ifade etti.
Yılmaz, sektöre net mesaj verdiklerini vurgulayarak, proje zamanlamasının gerisinde kalan depolamalı RES-GES'lerde 19 proje ve 736 megavat, termik tarafta 45 proje ve 2460 megavat, şarj ağı tarafında ise 29 lisansın iptal edildiğini söyledi.
90 günlük stok ve 15 ülke tedarikiyle arz güvenliği sağlanıyor
Yılmaz, Hürmüz Boğazı kaynaklı gelişmelerin petrol piyasalarında dalgalanmaya yol açtığını belirterek, Brent petrolün kısa süreliğine 120 dolar seviyelerini test ettiğini ve 100-110 dolar bandında hareket ettiğini söyledi.
Bu süreçte iç piyasaya etkilerin sınırlandırılması amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı ile eş güdüm içinde eşel-mobil sisteminin devreye alındığını ifade eden Yılmaz, "Bu düzenleme vergi anlamında yaklaşık 600 milyar liralık bir feragat anlamına geliyor. Devlet yıl sonuna kadar akaryakıttan bu tutarı almamış oluyor." dedi.
Yılmaz, "En pahalı enerji, olmayan enerjidir" ilkesi doğrultusunda Türkiye'nin 90 günlük net ithalata tekabül eden ulusal petrol stokuna sahip olduğunu vurgulayarak, "Petrol ithalatında 15 farklı ülkeden sağlanan kaynak çeşitliliğinin yanı sıra yerli üretimde de artış yaşandı. Yerli ham petrol üretiminin 2025'te yüzde 26 artışla 47,9 milyon varile ulaşması, ülkemizi jeopolitik risklere karşı çok daha dirençli hale getirdi. " değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası Enerji Ajansının Mart-Haziran 2026 dönemi için aldığı 400 milyon varillik stok kullanım kararına paralel olarak Türkiye'de de adım atıldığını kaydeden Yılmaz, ulusal stokların 11,6 milyon varillik kısmının kullanımının serbest bırakıldığını, ayrıca lisans sahiplerinin zorunlu stoklarının yüzde 46'sını kullanabilmelerine imkan tanındığını söyledi.
Yılmaz, Türkiye'nin stok yönetiminde güçlü bir teknolojik altyapıya sahip olduğunu belirterek, "Stok İzleme Sistemi ile lisanslı tüm tanklar anlık izleniyor. IEA ülkeleri arasında stoklarını yarım saatlik aralıklarla dijital olarak takip edebilen nadir ülkelerden biriyiz." dedi.
Promosyonlar fiyatın önüne geçemeyecek
Yılmaz, akaryakıt piyasasında kalite standartlarının ülke genelinde korunduğunu belirterek, 12 bin 600'ü aşkın istasyonda Avrupa Birliği standartlarında yakıt sunulduğunu söyledi.
Promosyon düzenlemesine ilişkin değerlendirmede bulunan Yılmaz, görünürde avantaj sağlayan ancak fiyat mekanizmasını bulanıklaştıran uygulamaların piyasa işleyişine zarar verebileceğine dikkat çekerek, "Bizim için esas olan fiyatın açık, net ve karşılaştırılabilir olmasıdır. Rekabet, tüketicinin bilinçli tercih yapabileceği bir zeminde gerçekleşmelidir." ifadelerini kullandı.
1 Nisan itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle finansal promosyonların kapsamının genişletildiğini belirten Yılmaz, ücretsiz ve indirimli akaryakıt ve LPG uygulamalarının devam ettiğini, bunun yanında puanların farklı alanlarda kullanılabilmesine imkan tanındığını ifade ederek, "Ancak sunulan faydalardan en az birinin mutlaka ücretsiz veya indirimli akaryakıt ya da LPG olması zorunludur." dedi.
Yılmaz, kısa sürede promosyonlarda çeşitlenme gözlemlediklerini, bu sürecin yakından takip edildiğini vurgulayarak, "Promosyonlar rekabetin tamamlayıcı unsurudur, yerine geçemez. Fiyatın önüne geçemez ve tüketiciyi yanıltacak şekilde kurgulanamaz." değerlendirmesinde bulundu.
Kurum olarak promosyonların mevzuata uygunluğunu, şeffaflığını ve tüketiciye gerçek fayda sağlayıp sağlamadığını sürekli izlediklerini belirten Yılmaz, "Fiyat rekabetini zayıflatan, piyasa şeffaflığını bozan ya da tüketici tercihlerini manipüle eden uygulamalara karşı gerekli idari adımları atmaktan çekinmeyiz." dedi.
Şarj piyasasında yeni dönem başladı
Yılmaz, elektrikli araç şarj hizmetleri piyasasında hızlı büyümenin sürdüğünü belirterek, bugün itibarıyla 183 lisanslı işletmecinin faaliyet gösterdiğini ve şarj noktası sayısının son 1 yılda yaklaşık yüzde 40 artarak 43 bine yaklaştığını söyledi.
Şarj işlemlerinden kaynaklanan elektrik tüketiminin de 3 katın üzerinde artarak aylık 68 milyon kilovatsaate ulaştığını ifade eden Yılmaz, bu tüketimin yaklaşık yüzde 60'ının yenilenebilir enerji kaynaklı istasyonlarda gerçekleştiğini kaydetti.
Yılmaz, piyasanın artık olgunluk aşamasına geçtiğini vurgulayarak, kullanıcı memnuniyetini artırmaya yönelik önemli düzenlemelerin devreye alındığını belirtti.
Dinamik fiyatlandırma ile günün saatine ve lokasyona göre indirim yapılabileceğini, roaming uygulamalarıyla farklı işletmecilere ait istasyonlara tek uygulama üzerinden erişim sağlanacağını ifade eden Yılmaz, otoyol ve devlet yollarındaki DC şarj ünitelerinde 1 Temmuz 2026 itibarıyla kartla ödeme zorunluluğu getirildiğini söyledi.
Yılmaz, fiyat yapısının sadeleştirildiğini, mobil şarj istasyonlarının önünün açıldığını ve verimliliği artırmaya yönelik düzenlemeler yapıldığını dile getirerek, çağrı merkezi zorunluluğu ve ISO 27001 şartıyla hizmet kalitesi ve veri güvenliğinin de güçlendirildiğini belirtti.
LPG'de depolama hizmeti zorunlu hale geliyor
Yılmaz, yapılan son düzenlemelerle ticaret yapısının değiştirildiğini ifade ederek, "LPG dağıtıcıları artık birbirlerinden toptan LPG satın alabilecek ancak bu ürünü başka bir dağıtıcıya yeniden satamayacak. 1 Ocak 2026 itibarıyla dağıtıcılar arası ticaret tek yönlü hale geldi." dedi.
Bu adımla aracı zincirlerinin azaltılarak daha şeffaf ve kontrollü bir piyasa yapısı hedeflendiğini vurgulayan Yılmaz, depolama tarafında da önemli değişiklikler yapıldığını belirtti.
Yılmaz, 5307 sayılı kanun kapsamında, depolama lisansı sahiplerine boş kapasite olması halinde hizmet verme zorunluluğu getirildiğini ifade ederek, depolama hizmetlerinin tarifeye bağlandığını kaydetti.
Yeni LPG İzleme Sistemi ile satış ve depolama bildirimlerinin dijital ortamda takip edileceğini belirten Yılmaz, bu sayede LPG hareketlerinin anlık izleneceğini ve olası usulsüzlüklerin önüne geçileceğini söyledi.
Doğal gaz piyasası 25 yılda çağ atladı
Yılmaz, doğal gaz piyasasında son 25 yılda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirterek, 2002'de yalnızca 5 il ve 57 ilçede kullanılan doğal gazın bugün tüm illere ve 981 yerleşim yerine ulaştığını söyledi.
Dağıtım hattı uzunluğunun 11 bin kilometreden yaklaşık 230 bin kilometreye, iletim hatlarının ise 4 bin kilometreden 20 bin kilometreye ulaştığını aktaran Yılmaz, toplam şebeke uzunluğunun 250 bin kilometreye yaklaştığını söyledi.
Yılmaz, depolama kapasitesinin 6,3 milyar metreküpe, LNG terminallerinin günlük gazlaştırma kapasitesinin ise 161 milyon metreküpe çıktığını kaydederek, iletim sisteminin günlük giriş kapasitesinin 450 milyon metreküpe ulaştığını ifade etti.
Yerli üretimin 2025 itibarıyla yıllık 3 milyar metreküpü aştığını, ihracatın ise 2,2 milyar metreküp seviyesine ulaştığını dile getiren Yılmaz, spot boru gazı ithalatının 6,5 milyar metreküple toplam ithalatın yaklaşık yüzde 11'ini oluşturduğunu söyledi.
Yılmaz, organize toptan doğal gaz piyasasının 2018'de devreye alındığını hatırlatarak, bu sayede Türkiye'nin bölgesinde günlük gaz ticareti yapılabilen ilk ülke olduğunu vurguladı.
2018-2025 döneminde işlem hacminin 55,5 milyar liraya ticarete konu gaz miktarının ise 9 milyar metreküpe ulaştığını kaydeden Yılmaz, 2021'de devreye alınan Vadeli Gaz Piyasası’nın da şeffaflık ve öngörülebilirliği artırdığını dile getirdi.
Biyometan doğal gaz şebekesine dahil edilecek
Yılmaz, doğal gaz piyasasında yenilenebilir gazlara yönelik mevzuat çalışmalarının sürdüğünü ifade ederek, biyogaz ve biyometanın doğal gaz şebekesine dahil edilmesinin planlandığını söyledi.
Mevcut düzenlemenin yalnızca yer altından çıkarılan gazı kapsadığını hatırlatan Yılmaz, biyogaz ve biyometanın doğal gazla benzer özellikler taşıdığına dikkati çekti.
Yılmaz, AB düzenlemeleriyle uyumlu şekilde hazırlanan çalışmaların tamamlanmasının ardından bu gazların şebekede kullanımının mümkün hale geleceğini belirterek, ilk etapta 1,5-2 milyar metreküp, orta vadede ise 3-5 milyar metreküp üretim potansiyeli bulunduğunu kaydetti. Bu adımın kaynak çeşitliliğini artırarak ithalat bağımlılığını azaltacağını ve çevresel kazanımlar sağlayacağını vurguladı.
Kaynak: AA
En Çok Okunan Haberler